RAMAZAN 2009 – 8.Gün
29 Ağustos 2009 Yazan sabahyildizi 98 Defa Bu Eser İncelendi.

Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları ‘boşa çıkıp bozulur’.
(Fatır Suresi, 10)
Su, buzu erittiği gibi güzel ahlak da günahları eritir; sirke balı bozduğu gibi kötü ahlak da ameli bozar. (Taberani)

İngiltere ve Galler bölgesinde, 5 Kasım – 10 Aralık tarihleri arasında toplam 923 adet ilk ve orta dereceli okulda eğitim veren öğretmenlere yapılan Ipsos Mori anketine göre öğretmenlerin yüzde 30’undan fazlası okullarda Yaratılış konusunun mutlaka okutulması gerektiğini savunuyor. Anketin üst düzey görevlilerinden Fiona Johnson, öğretmenlerin üçte birinden fazlasının ders müfredatında Yaratılışın okutulmasını istediğini bizzat vurguluyor.
Fen branşında ders veren öğretmenlerin yüzde 73’ü okullarda Yaratılışın okutulması konusunda fikirleri sorulduğunda, olumlu yönde görüş bildirirken, yüzde 30’u ise Yaratılış’ı kendi derslerinin bir parçası olarak okutmak istediklerini ifade ediyorlar. Diğer bir deyişle; 10 adet fen öğretmeninden üçü Yaratılışçılığın bilim derslerinde okutulması gerektiğine inanıyor.
Bir önceki ay yayınlanan, Teachers TV’nin 1,200 öğretmene yönelik yapılmış bu anketine göre öğretmenlerin üçte birinin okul müfredatında Yaratılışçılığa yer verilmesini istediği ortaya çıkıyor.
Liverpool Üniversitesi’nde British Association’nın düzenlediği Bilim Festivali’nde konuşma yapan tanınmış biyologlardan Profesör Michael Reiss, (Royal Society’nin eski eğitim direktörü) fen öğretmenlerinin Yaratılışçılığı, bir ‘dünya görüşü’ olarak görmeleri gerektiğini hatırlatıyor ve öğrencilerin, evrim teorisini öğrenirken de, şüphelerini dile getirmelerine izin verilmesini istiyor.

Yeryüzündeki pek çok bitki, türünün devamlılığını polenlerini rüzgar vasıtasıyla dağıtarak sağlar. Birçok açık tohumlu bitki, çam ağaçları, palmiye ve benzeri ağaçlar ve ayrıca çiçek veren tüm tohumlu bitkiler ile çimensi otların tamamı rüzgarlarla döllenir. Rüzgar, çiçek tozlarını bitkilerden alıp, aynı türden diğer bitkilere taşıyarak döllenmeyi gerçekleştirir.
Ancak bu noktada akla bazı sorular gelmektedir:
– Rüzgarla taşınan binlerce polen çeşidinden her biri, kendi türüne ait olan bitkinin çiçeğini nasıl tanımaktadır?
– Bitkiden fırlatılan polenler hiçbir yere takılmadan nasıl olup da bu bitkinin üreme organlarına ulaşırlar?
– Bu yöntemle üreme ihtimali oldukça düşük olmasına rağmen nasıl olup da binlerce bitki, üstelik de milyonlarca yıldır bu yolla üremektedir?
Bu soruların cevabını Cornell Üniversitesi’nden Karl J. Niklas ve ekibi vermiştir. Araştırmacıların buldukları sonuçlar son derece ilginçtir. Niklas ve ekibi rüzgarla döllenen bitkilerin havadan bol miktarda polen yakalayabilmelerini sağlayan, aerodinamik çiçek yapıları olduğunu keşfetmişlerdir.

Aerodinamik Yapı Nedir?
Havada hareket eden cisimlere hava akımlarından kaynaklanan bazı kuvvetler etki eder. Aerodinamik kuvvetler olarak adlandırılan bu kuvvetler sayesinde, hareket etmeyi başarabilen cisimler de “aerodinamik yapıya sahip cisimler” olarak adlandırılırlar. Rüzgarla polenleşme sistemini kullanan bazı bitkiler işte bu aerodinamik yapıyı çok etkili bir biçimde kullanırlar. Bu konudaki en güzel örnek çam kozalaklarının yapısında görülür.
Polenler Hedefe Kilitleniyor
Rüzgâr yoluyla döllenen bitkilerin mucizevi özelliklerini daha iyi anlayabilmek için, şöyle bir örnekle kıyaslama yapabiliriz: Roketlerin hedeflerine varabilmeleri için belirli bir rotayı izlemeleri gerekir. Bu yüzden de roketin her türlü tasarımı, hedefe ulaşmasını sağlayacak şekilde titiz hesaplamalarla yapılmalıdır. İşte aerodinamik yapıya sahip çam kozalaklarındaki kusursuz üreme sistemlerinde de, roketlerin hedefe kilitlenmelerine benzer biçimde, her şey çok ince planlamış, son derece hassas ayarlamalar yapılmıştır. Hava akımının yönü, kozalakların yoğunluk farkları, yaprakların biçimi gibi pek çok detay, özel olarak yaratılmış ve bitkilerin üreme planı bu bilgilere göre kurulmuştur. Örneğin çam kozalağının etrafındaki yapraklar, hava akımının hızını azaltarak kozalak üzerine daha fazla polen düşmesine yardım ederler. Kozalak etrafındaki yaprakların simetrik dizilişi de, herhangi bir yönden gelen polenlerin kolaylıkla tutulmasına yardımcı olur.
Elbette, bir kozalağın böylesine detaylı bilgilerle dolu bir sistemi kullanarak üremesi ancak sonsuz bilgi ve kudret sahibi olan Yüce Allah’ın üstün ve benzersiz yaratışı ile gerçekleşmektedir. Yüce Rabbimiz bu gerçeğe bir Kuran ayetinde şöyle dikkat çeker:
“(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir…” (Neml Suresi, 60)
Çam ağaçlarının üremesindeki başka bir önemli nokta da, rüzgarların kontrol altında tutuluyor olmasıdır. Rüzgarların çiçekten bağımsız olarak, kendilerine verilen taşıma görevini kusursuz bir şekilde yerine getirmeleri de hiç kuşkusuz ki yine Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın lütfu sayesinde gerçekleşmektedir. Rabbimiz bu durumu bir ayetinde şu şekilde bildirir:
“Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik…” (Hicr Suresi, 22)

Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur. (Mutaffifin Suresi, 14)
Mutaffifin Suresi’nin 14. ayetinde kalpler için kullanılan “pas tutma” ifadesi, kalpte gerçekleşen biokimyasal bir reaksiyona işaret ediyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.) Pas bilindiği gibi, demirin oksijenle reaksiyona girmesi -okside olması- sonucu oluşur. Havadan aldığımız oksijen de, kandaki hemoglobinde bulunan demir sayesinde vücutta taşınır. Bu esnada oksijen, kandaki demir ile reaksiyona girer. Böylece insan vücudundaki kanda -dolayısıyla dolaşım sisteminin merkezi olan kalpte- sürekli olarak paslanmaya benzer bir reaksiyon oluşur.
Hatta vücuttaki demir fazlalığı, aynen paslanma benzeri oksitlenme yaparak, tüm vücut hücrelerinin erken yaşlanmasına neden olur. Vücutta aşırı demir birikmesi sonucu oluşan “hemokromatoz” hastalığında da, demir zehirli bir etki meydana getirerek, kalp, karaciğer gibi organların iflasına sebep olur. Bu olay, demirin oksitlenmesi sonucu oluştuğu için, organlarda “pas birikmesi” ya da organların “paslanması” olarak tarif edilir. Science News dergisinde Dr. Sharon McDonnell, demirin organları oluşturan hücreleri okside etmesini “Bu paslanmadır.” ifadesiyle tanımlamaktadır. (www.Allahianmak.com)
Bir başka kaynakta ise, bu hastalıkla ilgili şöyle aktarılmaktadır:
… Hemokromatozu olanlar demirin emilimini, organlarında depolayarak gerçekleştirirler. Zaman içerisinde bu, toksik miktarlarda birikerek, organların iflasına sebep olur; çünkü kelimenin gerçek anlamıyla paslanırlar. (Deborah Weisberg, Post Gazette, “New center treats victims of chronic iron poisoning”, 10 Kasım 1998; http://www.post-gazette.com/healthscience/19981110hemo1.asp)
Vücuttaki demirin oksijenle reaksiyonunu -kandaki oksitlenmeyi- tespit edebilmek, ancak ileri düzeyde teknolojik donanıma sahip laboratuvarlarda mümkün olmaktadır. Kuran’da, bilimsel verilerle uyumlu böyle bir benzetmenin yer alması, Kuran’ın indirildiği dönem düşünüldüğünde açık bir mucizedir. Ayrıca Kuran’da bunun gibi, modern bilimle uyum içinde sayısız bilginin yer alması, Kuran’ın herşeyin bilgisine sahip, herşeyi yaratan Rabbimiz’in vahyi olduğunun göstergelerinden biridir.

Rabbimiz’in hoşnut olacağını Kuran’da bildirdiği güzel ahlak özelliklerinden biri de “temizlik”tir. Temizlik, “…Şüphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.” (Bakara Suresi, 222) ayetinde de bildirildiği gibi Yüce Rabbimiz’in beğendiği ve müminlerin yaratılışlarına en uygun olan tutumdur. Allah’ın üstün gördüğü bir davranış olan temizlik, müminlere bir yandan da çok büyük bir zevk ve rahatlık verir. Yaşamlarının her anında Allah’ın emirlerini uygulama konusundaki kararlılık ve gayretleri hissedilen samimi iman sahipleri, temizlik konusunda da aynı hassasiyeti gösterirler.
Peygamberlere Bildirilen Temizlik Anlayışı
Yüce Allah insanlara yol gösterici olarak indirdiği Kuran’da iman eden kullarını “temiz akıl sahipleri” olarak isimlendirmiştir. (Bakara Suresi, 179) Müslümanlar vicdanlarına ve Kuran ahlakına uydukları, Allah’ın rızasını aradıkları ve O’na gönülden boyun eğdikleri için, düşünceleri berrak, samimi ve daima Hak’tan yanadır. Her türlü kirli düşünce ve niyetten uzak olmak, Müslümanların samimi imanlarının bir göstergesidir. (www.muminlerinmutlulugu.com)
Ancak düşüncelerinin ve kalplerinin temizliği kadar bedenlerinin, giysilerinin, yaşadıkları mekanların ve yedikleri yiyeceklerin temizliği de Müslümanların en belirgin özelliklerindendir. Bir Müslümanın saçı, eli, yüzü, kısacası tüm bedeni daima tertemizdir. Kıyafetleri her zaman temiz, bakımlı ve düzgündür. Çalıştığı veya yaşadığı mekanlar da Müslümanlara yakışır bir şekilde her zaman derli toplu, temiz, hoş kokulu, havadar ve ferahlık verici olur. Şüphesiz müminlerin bu özelliklerine en güzel örnek, Rabbimiz’in insanlar için son peygamber olarak gönderdiği Peygamberimiz (sav)’dir. Allah, Kuran’da Peygamberimiz (sav)’e şöyle buyurmuştur:
“Ey bürünüp örtünen, Kalk (ve) bundan böyle uyar. Rabbini tekbir et (yücelt) Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” (Müddessir Suresi, 1-5)
Ayrıca Yüce Allah, Kuran’da müminlere temiz olan şeylerden yemelerini bildirmiş, Peygamberimiz (sav)’e de temiz olan şeylerin helal olduğunu müminlere bildirmesini emretmiştir:
“…Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin…” (Araf Suresi, 160)

Peygamberimiz (sav)’in Temizliği Tüm Müslümanlara Örnektir
Peygamberimiz (sav), müminlere temizliği çokça tavsiye etmiştir. Kendisi de temizliğine çok dikkat ederek müminler için en güzel örneği oluşturmuştur. Hz. Muhammed (sav) bir hadiste şöyle buyurmuştur:
“Şüphe yok ki Yüce Allah temizdir, temizliği sever. İkramı boldur, ikramı sever. Cömerttir cömertliği sever. Artık evlerinizin çevresini temiz tutun.” (Et-Tıbbün Nebavi S:216)
Peygamberimiz (sav) başka bir hadisinde de, çokça temizlenen müminlerin, kıyamet gününde de diğer insanlardan nurlarıyla ayrılacaklarını bildirmiştir:
“Benim ümmetim kıyamet gününde yüzleri parlak, elleri ve ayakları nurlu olarak haşrolunacaktır. Herkes gücünün yettiği kadar bu parlaklığı arttırsın.” (www.diyanet.gov.tr)
İlim bakımından her şeyi kuşatan Rabbimiz, her konuda olduğu gibi maddi ve manevi temizlik konusunda da kutlu elçisi Peygamberimiz (sav)’i Müslümanlara örnek kılmıştır. Tüm yaşamları boyunca Allah’a gönülden bağlı olan müminler de her işlerinde Allah’a yönelerek ve Peygamber Efendimiz (sav)’in temiz ahlakını örnek alarak ahiret hayatına hazırlık yapmalıdırlar. (www.kuranveislam.com)

Yılan Yıldızı

|
Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 95 milyon yıl
Bölge: Lübnan |
Yılan yıldızı fosilleri de evrimi reddeden bilimsel bulgulardan biridir. Yılan yıldızları, aradan geçen uzun devirlere rağmen hiç değişmemiştir. Resimdeki yılan yıldızı fosili de 95 milyon yıllıktır ve günümüzdeki yılan yıldızlarının aynısıdır. (http://www.evrimincokusu.com)

Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s.)) Deccal’i görünce: “Ey insanlar! Resulullah’ın zikrettiği Deccal işte budur” der. DECCAL HEMEN ONUNLA İLGİLİ EMRİNİ VERİR DE o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: “Onu alın da yaralayın” der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer DECCAL ONU (Hz. Mehdi (a.s.)’yi) İKİ ELİNDEN VE İKİ AYAĞINDAN YAKALAR DA FIRLATIR ATAR. İnsanlar Deccal’in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.1
Peygamberimiz (sav)’in hadisinde ahir zamanda Deccal’in, Hz. Mehdi (a.s.)’nin eline ve ayağına zincir vurulacağına dikkat çekmiştir. Hadiste verilen bu bilgilerden, Hz. Mehdi (a.s.)’nin ellerinin ve ayaklarının zincirle bağlanarak yaşadığı dönemin hapishanelerine ve tımarhanelerine atılacağı anlaşılmaktadır.
1 (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)

FAİZ TARİHTE İLK KEZ TEK HANEYE İNDİ
|
Ne Demişti
IANS (Indo-Asian Haber Servisi), 14 Kasım 2008 Adnan Oktar: FAİZLERİN KALDIRILMASI GEREKİYOR, vergilerin düşürülmesi gerekiyor, vergiler çok yüksek, yarı yarıya vergilerin düşürülmesi gerekiyor, piyasaya yüksek para arzı gerekiyor ve insanların da bu panik ruhundan kurtulmaları gerekiyor, yani tuttukları parayı mutlaka harcamaları gerekiyor, bunun teşvik edilmesi gerekiyor. O zaman piyasa otomatik hareketlenir, FAİZLER DÜŞTÜĞÜ İÇİN ÜRETİM ÇOK KOLAY HALE GELECEKTİR, vergiler düştüğü için çok rahat üretim yapabilecektir üreticiler. Tüketimin teşvik edilmesi gerekiyor, para tutulmasının yanlışlığı iyi anlatılması gerekiyor, bir de piyasaya yeteri kadar para arzı gerekiyor, bu paniğin gereksizliği de insanlara anlatılırsa bu kasılma, bu kolaps ortadan kalkar.
Ne Oldu
Yenişafak, 18 Nisan 2009
![]() Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yılın dördüncü toplantısında beklentilerin üzerinde faiz indirimine gitti.
Kurul kısa vadeli faiz oranlarını 0.75 puan indirdi. Karar sonrasında borçlanma faiz oranı yüzde 9.75′e, borç verme faiz oranı da yüzde 12.25′e çekildi. Böylece gösterge faiz tarihte ilk kez tek haneye inmiş oldu. Son 6 ayda faizde yapılan indirim de 7 puana ulaştı. |


Detaylarda saklanan mucizevi yapıları görebilmesi, kişinin, Allah’ın gücünü gereği gibi takdir edip, O’na yakınlaşmasını sağlar. İnsan gözündeki mükemmellik, bir kelebek kanadındaki yanar döner renkler ve genelleme dahi yapılamayacak kadar çok sayıdaki nimet, kişinin iman etmesine vesile olabilecek mucizevi detaylar içerir. Rahatsız olduğumuz için öldürmeye kalktığımız bir böcekte dahi yakından bakıldığında hayranlık uyandıran ayrıntılar gizlidir. Parmak izi de, dışarıdan bakıldığında insan için hiçbirşey ifade etmez. Ancak her insanın aynı gibi görünen parmak izlerine yakından baktığımızda, her bir diğerinden tamamen farklı olan muhteşem tasarımlara şahit oluruz.Rabbimiz’in eşsiz sanatıyla yaratmış olduğu her detay, imana vesile olan ya da imanı artıran muhteşem görüntülere sahiptir. Kısacası, Allah’ın yaratma sanatındaki detaylar, Allah’a “yakin” olmamızı sağlar. Rabbimiz’in üstün yaratma sanatıyla detaylandırdığı bazı güzellikleri bu sitede yakından inceleme fırsatı bulacaksınız.
Popularity: unranked [?]



















