M.Kemal Atatürk’ Kategorisi için Arşiv
LAİKLİK, MÜSLÜMAN İÇİN ÇOK BÜYÜK KONFORDUR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
LAİKLİK, MÜSLÜMAN İÇİN ÇOK BÜYÜK KONFORDUR
ADNAN OKTAR’IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJINDAN (26 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR: Laiklik bir konfordur, Müslüman için çok büyük bir konfordur. Laikliğin olduğu yerde münafık olmuyor, bu çok büyük bir nimet. Yani insanlar fikrini dürüstçe açıklıyorlar, dinsizse ben dinsizim diyor, bu bir mertliktir, samimiyetle açık açık söylüyor. Laikliğin olmadığı yerde münafık türer, o zaman adam dinsiz olduğu halde dindar olduğunu, hatta çok takva olduğunu, adeta bir rol yapıyor gibi, bir sanatçı gibi oyun oynayarak etrafını kandırır. Yani bunu kim ister, bu çok çirkin bir şey. Dinsiz insandır, vatandaşımızdır, birinci sınıf insandır. Gayet normal, dinsiz olabilir ama bunu açıkça söylemesi gerekir. İşte laiklik bu kişinin dinsiz olduğunu açıkça söylemesi hürriyetini sağlar ona. Ayrıca Hıristiyanların da, Musevilerin de çok rahat ve huzur içinde yaşamalarını sağlar. Bu çok önemlidir. Masonlar da bizim vatandaşlarımızdır, Marksistler de bizim vatandaşlarımızdır, hepsi birinci sınıf insandır. Tabi ki hür ve bağımsız olarak bu vatanın içersinde, candan bir rahatlık içersinde yaşacaklardır, bu ancak laiklikle mümkün.
Popularity: unranked [?]
ATATÜRK’ÜN GÜNLÜĞÜNDEN BAZI NOTLAR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
ATATÜRK’ÜN GÜNLÜĞÜNDEN BAZI NOTLAR |
|||||||||
|
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(02 Subat 2009) ADNAN OKTAR: Atatürk dindarlığını bütün açıklığıyla ortaya koyan bir insandır. Bakın Atatürk’ün günlüğünden biraz anlatayım. Oradan daha iyi anlarlar. 9 Mart 1922, Perşembe, Sivrihisar, kendi el yazısıyla. “Saat sekize doğru, akşam İsmet Paşa geldi. Evvela yemek, yemekten sonra 10 Mart için program kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında bilgi verdim.” Bakın dikkat edin. “Ondan sonra hafıza Kuran okuttuk.” Buyrun. 10 Mart 1922 Cuma, Aziziye. Günlüğü bu kendi el yazısıyla yazdığı. “Selahattin Paşa da gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti. Gördüm,” Sonra bakın ne diyor, “hafıza Kuran okuttum.” 17 Mart Cuma, Akşehir, karargaha dönüş. “Saat sekize kadar yalnız kaldım. Mustafa Abdülhalik Bey geldi, hafıza Kuran okuttuk” ve devam ediyor. 20 Mart Pazartesi, Akşehir. “Fahrettin Altan Paşa ve kurmayını yemeğe davet etmiştim. Hafıza Kuran okuttuk.” 24 Mart Cuma, Akşehir. “Mütareke teklifini Celal Bey bildirdi. Cuma namazında hafız Ulucami’de mevlit okudu. Gece yarısından sonra sekiz saat beşte sabaha kadar Ankara’da Bakanlar Kurulu ile görüşme yaptım.” Gece gündüz Kuran okutan, hafızın okuduğu Kuran’ı zevkle dinleyen bir insan.
27 Mayıs 2009
|
|
||||||||
Popularity: unranked [?]
ATATÜRK’ÜN PEYGAMBERİMİZ (SAV) HAKKINDA DÜŞÜNCELERİ
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci
ATATÜRK’ÜN PEYGAMBERİMİZ (SAV) HAKKINDA DÜŞÜNCELERİ |
|||||||||
| ADNAN OKTAR’IN KRAL KARADENİZ TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR: … Bakın bu çok önemli vefatından birkaç ay önce söylüyor bunu; bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hazreti Muhammed’in (sallahu aleyhi ve sellem) gösterdiği yolu takip etmeli. Bak peygamber ne diyorsa o takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli, peygamber ne diyorsa onu tatbik etmeli diyor, tüm Müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli, İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli bakın İslamiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira anacak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi yayını, 1979, sayfa 70-71. Resmi devlet yayınıdır. Mesela diyor ki; O Allah’ın birinci ve ne büyük kuludur diyor Resullullah için. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor benim, senin adın silinir fakat sonuncuna kadar diyor o ölümsüzdür. Hazreti Muhammed sallahu aleyhi ve sellem için. 27 Mayıs 2009
|
|
||||||||
Popularity: unranked [?]
YAKINLARININ DİLİNDEN ATATÜRK’ÜN DİNDARLIĞI
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
YAKINLARININ DİLİNDEN ATATÜRK’ÜN DİNDARLIĞI |
|||||||||
|
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(2 Subat 2009) ADNAN OKTAR: …Mesela diyor ki, Saadettin Kaynak şöyle anlatıyor. “Atatürk benden mevlid-i şerifi her mısrasını ayrı bir makamda olmak üzere okumamı istedi.” Saadettin Kaynak, mevlid-i şerifi, bak diyor ki, her mısrasını ayrı bir makamda olmak üzere okumamı istedi. Sonra da Kuran-ı Kerim’in muhtelif surelerinden bölümler, ayetler okuttu. Saadettin Kaynak’a. Hatta arkadaşı Nuri Conker’den de Kuran okumasını istedi. O da bildiği Tevbe Suresi’ni okudu. Atatürk bütün bunlardan çok memnun olmuştu. “Atatürk dini müziği, Kuran-ı Kerim dinlemeyi çok sever, fakat bilhassa bilinçli olarak Türkçe tefsir edilmesini isterdi. Kuran’ın açıklanmasını isterdi” diyor. Dini müziğimiz mevlit, ilahi, ezan, sela, tekbir gibi formlarda büyük bir zenginlik arz eder diyor.
27 Mayıs 2009
|
|
||||||||
Popularity: unranked [?]
ATATÜRK, TÜRKİYE’DE İSLAMIN ÖZÜNÜ YAŞAYACAK ŞEKİLDE BİR SİSTEM MEYDANA GETİRDİ
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
ATATÜRK, TÜRKİYE’DE İSLAMIN ÖZÜNÜ YAŞAYACAK ŞEKİLDE BİR SİSTEM MEYDANA GETİRDİ
ATATÜRK, TÜRKİYE’DE İSLAMIN ÖZÜNÜ YAŞAYACAK ŞEKİLDE BİR SİSTEM MEYDANA GETİRDİ |
||||||||||
| ADNAN OKTAR’IN KAÇKAR TV RÖPORTAJINDAN (22 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR: Bizim aslanlar aslanı Atatürk’ümüz bize o kadar güzel bir ülke bıraktı ki, o kadar güzel bir mantık ve o kadar güzel bir anlayış bıraktı ki, dedikleri doğru, İslam’ın özünü yaşayacak şekilde bir sistem meydana getirdi ve münafıkların yaşayamayacağı, samimi Müslümanların yaşayabileceği bir ortam meydana getirdi Türkiye’de. Ve pırıl pırıl aydınlık bir İslam anlayışı bugün Türkiye’yi sarmış durumda, görüyorsunuz, bu bizim güzel Atatürk’ümüzün vesile olmasıyladır, çok önemli bir hizmeti olmuştur o yönde, maşaAllah. Her yönde çok hizmeti vardır ama bu yönde de çok önemlidir hizmeti.09 Mart 2009
|
|
|||||||||
Popularity: unranked [?]
ATATÜRK SAMİMİ BİR DİNDARDIR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
ATATÜRK SAMİMİ BİR DİNDARDIR |
|||||||||
|
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI
(29 Aralık 2008) ADNAN OKTAR: … Atatürk’ümüz aslanların aslanıdır. Çok yakışıklı, çok akıllı, medarı iftiharımız olan yiğit bir Osmanlı Paşasıdır ve yiğit bir Türk paşasıdır ve başkomutandır. Atatürk’ün dindarlığı yani birçok insanın elde edemeyeceği dindarlık derecesindedir. Mesela Kuran tefsiri yaptırmıştır, Elmalı tefsirini ki çok önemlidir. Buhari’yi, Sahihi Buhari’yi yani sahih hadis kitaplarının en önemlisi olan Buhari’yi tefsir ettirmiş ve onu bastırmış, hatırlattırmıştır. Diyanet işleri başkanlığını kurdurmuştur, yani devletin en büyük teşkilatı Diyanet İşleri Başkanlığı. Ve dini samimi ve dürüst olarak yaşamamız için bir sistem kurmuştur. Münafıklığı ortadan kaldırmıştır. Münafıklık yolunu kapatacak laiklik sistemini oluşturmuştur. Ve samimi Müslümanlığı yaşamamız için yolu sonuna kadar açmıştır. Zaten işgali nasıl kaldırdığı, düşman işgalini nasıl kırdığı daha hala insanların anlayamadığı bir mucizedir yani harikadır. Allah’ın ona bir lütfudur. Atatürk’ümüze bir lütfudur. Yani çünkü tamamen parçalanmış yok olmuş bir devleti, milleti yeniden inşa etti, Allah O’nu vesile etti maşaAllah. Allah ondan razı olsun. Ve bir Kuran aşığıdır o Hazreti Gazi. Her akşam muntazam Kuran tilavet ettirip onu dinleyen ve ondan çok zevk alan bir insandır. Kuran’ın hem manasını araştırıp inceleyen bir insan hem de Kuran tilavetinden çok zevk alan bir insan. Özel hafızları vardı mesela bu pek bilinmiyor. Özel hafızları vardı Hazreti Atatürk’ün ve insanlara çevresindekilere de Kuran dinletip, kendisi de dinleyip bundan zevk ve feyz alan bir insandı. Onun için Atatürk’ü insanlar tanıdıkça daha da severler, daha da onun değerini bilirler. Ama bu gerçek yönleri ile anlatmak lazım. Antikomünistti, “Beyler” diyor “Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir.” Ağzından nur akıyor nur, maşaAllah. İşte onun için diyorum işte aslanların aslanı diye, birçok yöne vardır. Mesela mason locasını kapatmak, kim cesaret edebilirdi? Osmanlı’dan Abdülhamit dahil hiç bir kimse cesaret edememiştir. Aslan gibi hemen kapatacaksınız demiştir o akşam anında kapatılmıştır mason locaları. Yani dünyanın hiç bir yerinde insanlar buna cesaret edemez mason locasını kapatmaya. Böyle bir yiğitlik de göstermiştir, anlat anlat bitmez Atatürk’ün yiğitlikleri.
27 Mayıs 2009
|
|
||||||||
Popularity: unranked [?]
ATATÜRK MASON LOCALARINI KAPATTIRMIŞTIR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci![]()
|
|
|||||||||
|
ADNAN OKTAR’IN EKİN TV’DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR: Atatürk’ü insanlar tanıdıkça daha da severler, daha da onun değerini bilirler. Ama bu gerçek yönleri ile anlatmak lazım. Antikomünistti, “Beyler” diyor “Türk milletinin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir.” Ağzından nur akıyor nur, maşaAllah. İşte onun için diyorum işte aslanların aslanı diye, birçok yöne vardır. Mesela mason locasını kapatmak, kim cesaret edebilirdi? Osmanlı’dan Abdülhamit dahil hiç bir kimse cesaret edememiştir. Aslan gibi hemen kapatacaksınız demiştir o akşam anında kapatılmıştır mason locaları. Yani dünyanın hiç bir yerinde insanlar buna cesaret edemez mason locasını kapatmaya. Böyle bir yiğitlik de göstermiştir.
27 Mayıs 2009
|
|
||||||||
Popularity: unranked [?]
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ’NİN ŞEREFİDİR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci
TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİ’NİN ŞEREFİDİR

ATATÜRK VE TÜRK ORDUSU
Türk kudret ve kabiliyetinin,
Türk vatanseverliğinin
çelikleşmiş bir ifadesidir.”
Asil Türk MilletiArkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki, uluslar yüce hedeflerine ulaşmak istediklerinde bu coşkularının karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu geneli içinde büyük bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk Ulusu ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse önünde hep önder olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek hareketlerin kılavuzu olarak kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür. Bu nedenle Türk Ulusu, elinde kılıç tehlikelere karşı yürümeye hazır kahraman çocuklarına derin bir güven beslemiştir. Bu güveni hep besleyecektir. Bundan sonra da Türk Ulusu’nun kutsal ülküsünün gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir. Tüm Türk Ulusu, başarıya ulaştığı her yaşamsal şeyin kahramanı olarak kendi ordusunu, ordusunu komuta eden öz evlatlarından oluşma subaylar topluluğunu, yüksek komuta heyetini görmektedir. Ulus ve kahraman evlatlarından oluşan ordu öylesine birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örnekleri çok azdır. Bu ulusal gerçekle her zaman övünebiliriz. (3)
Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda kahramanca mücadele edip, düşman ordularına beklemedikleri bir karşılık veren Türk Milleti’nin her ferdinin taşıdığı önemi, bir başka konuşmasında şu sözlerle ifade etmiştir:
Doğuştan Asker Millet: Türkler
Büyük Önder Atatürk’ün, “Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için sarfetmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır” ifadesiyle de dikkat çektiği gibi, Ordumuz varlığımızın en önemli güvencesidir. Şanlı Ordumuz, milli varlığımızı korumak için yüz binlerce şehit vermiş, tarihi şanlı zaferlerle dolu bir ordunun mirasçısıdır. Ve bu mukaddes ordu, Türk Milleti’nin sahip olduğu üstün seciyeyi büyük bir gurur ve liyakatla en güzel şekilde üzerinde taşımaktadır.
Mustafa Kemal Cesur Bir AskerdiNotlar:
2- http://www.ataturk.net/?sayfa=dediki&konu=Ordu
3- Seyfettin Turhan, Atatürk’te Konular Ansiklopedisi, İkinci Baskı, Yapı Kredi yayınları, İstanbul , 1995, s. 427, Konya Orduevinde konuşma, 22 Şubat 1931
4- Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları, İstanbul, 1998, s. 471
5- Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 419
6- http://www.mfa.gov.tr/turkce/grupk/ka/unxxii.htm
7- Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 423
8- Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak, Atatürk Bir Çağ’ın Açılışı, İnkılap Yayınevi, İstanbul, 1984, s.384
9- Adnan Nur Baykal, Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1999, s. 31
10- Vural Sözer, Atatürklü Günler, Barajans Yayınları, 1998. s. 214
11- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 303
12- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 420
13- Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, C. IV, Ankara, 1991, s. 436
14- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 270
14 Haziran 2005
Popularity: unranked [?]
TÜRK ORDUSUNU DOĞRU ANLAMAK
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci
TÜRK ORDUSUNU DOĞRU ANLAMAK
• Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Türk ordusunun işgal altındaki yurdumuzu kurtarmasıyla mümkün olmuştur. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki 15. Kolordunun Ermenilere karşı kazandığı zafer, ardından Batı cephesinde İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Paşa’nın komutasındaki kahraman birliklerimizin zaferiyle perçinlenmiştir. Tüm dünyanın şaşkınlık ve hayranlığı içinde yurdu düşman işgalinden kurtaran Türk ordusu, pek az ülkede başarılabilen bir zafere imza atmıştır.• Milli Mücadele’nin ardından Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte, genç Türkiye Cumhuriyeti başka tehditlerin hedefi haline gelmiştir ve bu tehditlerin karşısında yurdumuzun en büyük güvencesi yine Türk ordusu olmuştur. Büyük Önder Atatürk’ün basiretli dış politikası Türkiye’yi Balkan Antantı ve Sadabad Paktı gibi önemli ittifaklar içine alarak korurken, giderek yükselen Faşist İtalya’nın yayılmacı siyasetine karşı, Türk ordusunun güçlü, disiplinli ve gözü pek karakteri önemli bir caydırıcılık üstlenmiştir. II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın Yunanistan’ı işgal ederek Türkiye’nin yanı başına kadar gelmesi, ancak Türkiye’ye girmekten imtina etmesinde de, Türk ordusunun caydırıcılığının yine önemli bir rol üstlendiği inkar edilemez.• II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Türkiye’ye yönelik en büyük tehdit ise Sovyetler Birliği’dir. Tüm Doğu Avrupa’yı işgal eden Kızılordu’nun, Rusya’nın Türkiye üzerindeki tarihsel emelleri de hesaba katılırsa, Türkiye’yi işgal etmeyi de planladığı açıktır. Ancak buna cesaret edememişlerdir. Bunda, Türkiye’nin NATO’ya katılmasının da büyük rolü olsa da, Türk ordusunun caydırıcılığının da önemli bir pay taşıdığı açıktır. Amerika’nın müttefiklerine yaptığı yardım, Sovyetler’i Vietnam’da veya Kamboçya’da caydıramamış ve durduramamışken, Türkiye’deki caydırıcılığın sadece Amerikan desteğinden değil, asıl olarak Türkiye’nin gücünden kaynaklandığı açıktır. Bu gücün özü ve ifadesi ise kuşkusuz Türk Ordusu’dur.
Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin yaşadığı en önemli dış politika krizi ise Kıbrıs meselesidir. Kıbrıs’taki Türk soydaşlarımıza karşı fanatik Rumların yürüttüğü soykırım, ancak Türk Ordusu’nun 1974 yılında düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı ile son bulmuştur. Harekatı büyük bir başarı ile yürüterek kuşatma altındaki Türk bölgelerini kurtaran birliklerimiz, o günden bu yana da adada barış ve huzurun en büyük güvencesidir. 1974 öncesinde ada adeta bir kan gölüne dönmüş iken, o zamandan bu yana kan dökülmemiştir ve bunda en büyük pay, Türk Silahlı Kuvvetleri’nindir.
• Atatürk İlkelerinin Korunması: TSK’nın bu konuda gösterdiği hassasiyet, başta da belirttiğimiz gibi ülkemiz için büyük bir güvencedir. Çünkü geçmişte ülkemizi Atatürk’ün yolundan ayırmak veya Atatürk’ün yolunu kasten yanlış yorumlayarak çarpıtmak isteyen akımlar olmuştur. Örneğin, Atatürk’ün dini inançlara son derece saygılı olan laiklik anlayışını kendi materyalist ideolojilerine kılıf haline getirmek isteyenler; veya onun milli ve demokratik karakterdeki devrimlerini çarpıtarak kendi hayallerindeki komünist devrim projelerine benzetmek isteyenler olmuştur. Buna karşı TSK her zaman için gerçek Atatürkçülüğü savunmuştur. Ilımlı ve barış yanlısı bir dış politika, dine saygılı laiklik anlayışı, etnik değil kültürel temele (“Ne Mutlu Türküm Diyene” formülüne) dayalı milliyetçilik, Batı dünyası ile yakınlaşma ve işbirliği, ekonomik meselelerde pragmatizm, söz konusu gerçek Atatürkçülüğün temel unsurları arasında sayılabilir.
• Avrupa Birliğine Üyelik Süreci: Atatürk’ün muasır medeniyetler hedefinin günümüzde Türkiye için en somut ifadesi kuşkusuz Avrupa Birliği’ne üyelik sürecidir. Bu milli hedeftir ve asla terk edilemez. Ancak Avrupa Birliği’ne üye olmak için Türkiye’den istenen bir takım yapısal değişikliklerin Türkiye’nin özel şartlarının da gözetilerek değerlendirilmesi zorunludur. Çünkü Türkiye Avrupa Birliği üyelerinin hiç birinin karşı karşıya kalmadığı özel sorunlarla karşı karşıyadır. Dünyanın en kanlı terör örgütlerinden biri, ülkemiz içindeki bir etnik köken farklılığını sömürerek 20 yıla yakın bir süre Türkiye’de kan akıtmıştır. Avrupa Birliği için gerekli düzenlemeler yapılırken, Türkiye’nin bu önemli meselesinde bölücü ideoloji sahiplerinin “kazanım” olarak göreceği bir takım tavizler verilmemesine de dikkat edilmelidir. TSK, bölücü terörle 20 yıl başarıyla savaşmış ve onu yenmiş bir kurum olarak, bu önemli hususu görmekte ve buna dikkat çekmektedir. Tüm devlet kurumlarımızın, sivil toplum kuruluşlarının ve kanaat önderlerinin bu hususa aynı duyarlığı göstermesi, yerinde bir davranış olacaktır.• Dinin Doğru Anlaşılması: Türk Silahlı Kuvvetleri başta da belirttiğimiz gibi Türk Milleti’nin içinden çıkmıştır ve milletimizin tüm kutsal değerlerini benimsemektedir. Bu değerlerin başında da yüce dinimiz İslam gelir. Ancak bugün dünyamızda İslamiyet’i yanlış yorumlayan, bir takım radikal siyasi ideolojilere hatta terörizme kılıf bulmak üzere çarpıtan akımların varlığı da malumdur.11 Eylül terör saldırıları, bu akımların dünya çapında ne kadar büyük bir tehdit haline geldiğini açıkça göstermiştir. TSK’nın dini meselelerdeki dileği ise, bu gibi çarpık akımların fikriyatının yerine, milletimizin İslam’ın doğrusunu ve özünü öğrenmesidir.Kuran-ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesini, hutbelerin Türkçe olarak okutulmasını sağlayan, “dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam öyle inanıyorum” diyen Büyük Önder Atatürk’ün yaklaşımı da zaten bu yöndedir.
Popularity: unranked [?]
TÜRK MİLLETİ’NDE ASKERLİK KUTSALDIR
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci
TÜRK MİLLETİ’NDE ASKERLİK KUTSALDIR
“Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin,Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.”
Kurtuluş Savaşı Türk Milleti’nin tarihinde bir altın sayfadır. Ancak Türk’ün tarihi bunun gibi daha pek çok kahramanlıklarla doludur. Türk Milleti dünya tarihine damgasını vurmuş şanlı bir millettir. Asırlar boyunca üç kıtada eşsiz devletler kurmuş, ayak bastığı her yere barış, adalet ve medeniyet götürmüş, dünya milletlerine örnek olmuştur. Türk Milleti’nin devlet kurma ve yönetmedeki yeteneğini kavrayabilmek için Türk Milleti’nin medeniyet ve kültürünü, üstün ahlakını, vatan ve millet anlayışını, idari ve askeri yapılanmasını iyi tanımak gereklidir. Türk Orduları tarih boyunca tüm milletlere örnek olmuştur. Düşmanlarına korku, dostlarına ise güven vesilesi olan Türk askeri bugün de üstün vasıflarıyla tüm dünyaya örnektir.
Türklerin ön plana çıkmış meziyetlerinden biri doğuştan asker olmalarıdır. Türk askeri cesur, fedakar ve itaatkardır. Tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin temeli düzenli bir askeri teşkilata dayanmıştır. Askerlik, Türklerde milli bir görev olmuştur. Türklerin mükemmel askeri kuruluşları ve değerli komutanları tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştır. Arap düşünür Cahiz, “Türk’e karşı hiçbir şey duramaz. Hiçbir kimse onu, yutulacak bir lokma olarak kabul edemez”1 diyerek Türk Ordularının üstünlüğüne işaret etmiştir. Kanuni devrinde 7 yıl boyunca (1555-1562) Avusturya sefiri olarak İstanbul’da bulunan Ogier Ghiselin de Busbecq, Türklerin askeri yönünden şöyle söz eder:
Türkler, sefer esnasında sabırlı, tahammüllü ve iktisatlı hareket ederler. Türk sistemini kendi sistemimizle mukayese edince istikbalin başımıza getireceği şeyleri düşünerek titriyorum. Bu ordu galip gelecek ve payidar olacak, biz ise mahvolacağız. Çünkü Türkler hiç sarsılmamış kuvvete sahip oldukları gibi, kendilerine has zafer itiyatları, meşakkatlere tahammül kabiliyeti, intizam, disiplin, kanaatkarlık ve uyanıklık var.2
Tarih boyunca Türk Orduları diğer tüm milletlerin hem imrendikleri hem de çekindikleri bir güç olmuştur. Türk askeri, düşmanlarına korku, dostlarına ise büyük güven vermiştir. Bu güven İmam-ı Azam tarafından “Kılıç, Türklerin elinde bulunduğu sürece senin dinine zeval yoktur”3 şeklinde dile getirilmiştir. Bu sözle İmam-ı Azam, Türk askeri yeryüzünde bulunduğu sürece İslam Dinine kimsenin zarar veremeyeceğine işaret etmiştir.
Türk Milleti sahip olduğu güçlü ordular sayesinde tarih boyunca çok güçlü devletler kurmuştur. Yapılan araştırmalar Türklerin tarih boyunca 180′e yakın devlet kurduğunu göstermektedir. Araştırmalar devam ettikçe, bu sayının artacağı ve bu devletler hakkındaki bilgilerin daha kesinlik kazanacağı beklenmektedir. Tarih boyunca yaşamış Türk devletlerinin yaşadıkları dönemlere ve bölgelere bakıldığında, Japon Denizi’nden Adriyatik Denizi’ne kadar uzanan geniş toprakların “Türk Dünyası” olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılır. (Harun Yahya’nın Asker Atatürk adlı eserinden faydalanılmıştır.)
Söz konusu devletlerin çoğu ayakta kaldıkları süre boyunca çok önemli devletler olmuşlardır. Bu devletlerden 16 tanesi ise dünya tarihinde etkili rol oynamıştır. Türk Milleti bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek olmuştur. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise hakimiyeti altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları, her birinin dil ve din farklılıklarına saygı göstererek, barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca birarada yaşatma becerisini göstermesidir. Aynı topraklar üzerinde hakimiyet kuran farklı devletler ise bu başarıyı sağlayamamış, söz konusu topraklarda bu kadar uzun süreli hakimiyetler yaşanmamıştır.
1. Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 419
2. http://www.mfa.gov.tr/turkce/grupk/ka/unxxii.htm
3. Mehmet Özel, Vatan, Millet ve Bayrak Sevgisi, TC Kültür Bakanlığı, Ankara, 1996, s. 423
Popularity: unranked [?]
MİLLETİMİZİN ORDUYA BAKIŞI
11 Kasım 2009 Yazan ahirzamangenci
MİLLETİMİZİN ORDUYA BAKIŞI
Milletimiz askerliği kutsal bir görev saymış, asker ocağını “peygamber ocağı” olarak bilmiştir. Bu kutsiyet duygusu bugün de tüm canlılığıyla sürmektedir. Batılı ülkelerde askerlik para kazanmak için girilen bir “meslek” iken, Türk gençleri için seve seve yapılan bir “vatan hizmeti”dir. Bölücü terör örgütüne karşı yürütülen çetin mücadele, bu bilinçle kazanılmıştır.
Bu bilincin sürekli olarak ayakta tutulması ve yeni nesillere aynı coşkuyla aktarılması ise, devletimizin gücü ve bekası açısından son derece önemli bir meseledir. Bu gerçek göz önünde bulundurulursa, TSK ile devletin diğer kurumlarının arasını açmaya çalışan ve hatta sanki TSK’nın Türk milletinin değerlerinden uzakmış gibi göstermeye çalışan dış kaynaklı telkinlerin sinsi bir planın parçası olduğu anlaşılır. TSK, Türk Milleti’nin içinden çıkmış kahraman vatan evlatlarından oluşmaktadır ve Türk Milleti’nin değer, inanç ve ideallerinin hepsi TSK tarafından paylaşılmakta ve temsil edilmektedir. Milletimiz de bu gerçeğin bilincindedir ve nitekim yapılan kamuoyu araştırmalarında “en çok güvendiğiniz devlet kurumu hangisidir” sorusuna hep birinci olan “Türk Silahlı Kuvvetleri” cevabının alınması da bunun göstergesidir. (http://www.harunyahya.org/Makaleler/turkiye09.html)
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri konusundaki hassasiyeti ve bu değerleri korumaktaki kararlılığı ise devletimiz ve milletimiz için büyük bir güvencedir. Çünkü bu temel nitelikler, Türkiye’nin hem muasır medeniyetler seviyesine ulaşması, hem de toplumda başta din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere tüm sivil özgürlüklerin yaşanabilmesinin garantisidir. Burada TSK’nın bazı konulardaki görüşlerinin isabetliliğine işaret etmekte yarar görüyoruz:
Atatürk İlkelerinin Korunması: TSK’nın bu konuda gösterdiği hassasiyet, başta da belirttiğimiz gibi ülkemiz için büyük bir güvencedir. Çünkü geçmişte ülkemizi Atatürk’ün yolundan ayırmak veya Atatürk’ün yolunu kasten yanlış yorumlayarak çarpıtmak isteyen akımlar olmuştur. Örneğin, Atatürk’ün dini inançlara son derece saygılı olan laiklik anlayışını kendi materyalist ideolojilerine kılıf haline getirmek isteyenler; veya onun milli ve demokratik karakterdeki devrimlerini çarpıtarak kendi hayallerindeki komünist devrim projelerine benzetmek isteyenler olmuştur. Buna karşı TSK her zaman için gerçek Atatürkçülüğü savunmuştur. Ilımlı ve barış yanlısı bir dış politika, dine saygılı laiklik anlayışı, etnik değil kültürel temele (“Ne Mutlu Türküm Diyene” formülüne) dayalı milliyetçilik, Batı dünyası ile yakınlaşma ve işbirliği, ekonomik meselelerde pragmatizm, söz konusu gerçek Atatürkçülüğün temel unsurları arasında sayılabilir.
Popularity: unranked [?]





