Duyurular,Site,Kitap,Dergi Tanıtım’ Kategorisi için Arşiv

Başbakan Tayyip Erdoğan: İslamın altın çağı yeniden yaşanacak

06 Eylül 2010 Yazan Harun Yahya

Başbakan Tayyip Erdoğan: İslamın altın çağı yeniden yaşanacak

Ne Demişti

Ne Oldu

Abdullah Özdoğan Röportajı, 2 Mart 2010

Adnan Oktar: Fikir. Sevgi, muhabbet, şefkat, demokrasi, düşünce özgürlüğü, coşku bu güzelliği meydana getirecek. Yani tam bir özgürlük, tam bir sevgi ortamı olacak. Bilimde, sanatta, müthiş bir medeniyet gelişmesi ve patlaması meydana gelecek. Daha önce biliyorsunuz, İslam’ın ilk yıllarında da öyle bir kültürde, bilimde, sanatta gelişme olmuştu. Bu sefer dünya çapında muazzam bir gelişme olacak. Müthiş bir medeniyet meydana gelecek. Bunu da inşaAllah sizin yaşınız genç, hep beraber inşaAllah göreceğiz.


American Public TV,

Adnan Oktar: Müslümanlar dünya çapında Kuran’ı daha yeni anlamaya başladılar. Ve İslam’ı yeni yeni yaşamaya başladılar. Mesela Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, hep komünist partiler, yani Stalinist düşünce hakimdi. Türk dünyasında da komünistler hakimdi. Komünist darwinist, materyalist düşünceden daha yeni İslam alemi kurtuluyor, yani bu hastalıktan yeni kurtuldu ve nekahet devresini yeni yeni atlatıyor İslam alemi ve kendine gelmeye başladı. Asıl bundan sonra medeniyette, bilimde, çağdaşlıkta, ilericilikte, sanatta ve güzellikte müthiş hamleler yapacaklar. Bu Hz. Mehdi ve Hz. İsa zamanında olacaktır. Böyle bir fetret devrinden geçileceği, böyle acı devirlerden geçileceği, böyle bir çöküntü devrinden geçileceği de zaten rivayetlerde Peygamber Efendimiz (sav) tarafından belirtilmiştir. Bu fitne çağı bitti. Şimdi aydınlık ve güzel bir çağ başladı. O dediğiniz çağ yakın zamanda bitti. Bundan sonra sürekli aydınlanma, ileriye gitme ve güçlenme çağı var.

Milliyet, 05 Eylül 2010

altincag Başbakan Tayyip Erdoğan: İslamın altın çağı yeniden yaşanacak

Müslümanlar, bugün neden insanların hayranlığını kazanan eserler, görkemli şehirler inşa etmekten uzaklar diye düşünmeden edemedim.10’uncu, 11’nci, 12’inci, 13’üncü ve 14’üncü yüzyıllarda altın çağını yaşayan İslam coğrafyası, 20’nci, 21’inci yüzyılda neden bu etkinliğini devam ettirmiyor, bunu düşündüm. Tıptan astronomiye, cebirden geometriye, fizikten coğrafyaya kadar hemen her bilim dalında insanlığın önünü açan, çağının ötesinde fikirler ve buluşlar ortaya koyan İslam dünyası, bugün neden tarihe, geleceğe yön verecek fikir ve buluşların altına imza atamıyor diye düşündüm. Elbette her günün bir gecesi, her gecenin bir gündüzü vardır. Çok iyi biliyorum ki, edeniyetler, ülkeler, milletler için de geceler ve gündüzler vardır. İnsanlık tarihine, insanlığın ortak kültür ve bilim birikimine eşsiz katkılar sağlamış bu derin medeniyet, elbet bir gün, aslına, özüne dönecek ve yeryüzündeki haklı konumunu yeniden elde edecektir.

 

Popularity: 1% [?]

Kadir Gecesi

05 Eylül 2010 Yazan Harun Yahya
Bismillâhirrahmânirrâhîm.
İnnâ enzelnâhü fî leyletilkadr. Ve mâ edrâke mâ leyletülkadr. Leyletülkadri hayrün min elfişehr. Tenezzelülmelâiketü verrûhu fîhâ biizni rabbihim, min külli emr. Selâmün, hiye hattâ medle’ılfecr.
Anlamı:
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla.
Şüphesiz biz, (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, Rabbi’nin izni ile her iş için o gece iner. O, tan yeri ağırana dek esenliktir.
kadir Kadir Gecesi

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:

“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.”
(Kadir Suresi
audioanim Kadir Gecesi )

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

“Kim Kadir Gecesi’nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.”

“Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır.”

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

“Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir.”

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur’ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü’l-Muhtâc’da der ki:

“Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ’nın bildirdiği kimseler nail olur.”


Kadir Gecesi Geçmişmidir Yoksa Tekrar Etmekte midir?

Kadir gecesi, meşhur olduğu üzere, Kur’ân’ın nazil olduğu veya sabahında Bedir zaferinin vuku bulduğu gece olduğuna göre o bir defa olmuş geçmiştir. Her sene Ramazan’da olacak olan onun şeref ve hatırasıdır, demek olur. Nitekim bazıları onun bir defa olup kalktığını kabul etmişlerdir. Fakat Kadir gecesi onlardan dolayı değil, onlar Kadir gecesine rastlamış olduğuna göre de Kadir gecesi bütün sene içinde gizli olup, en çok Ramazan’da ve en çok son onunda ve en çok yirmi yedinci veya sonuncu gece olması ihtimali en galip bulunan mübarek bir takdir gecesi olarak tekrar eder ki, bilinen, çoğunluğun görüşü de budur.


Kadir Gecesi Her Sene Ramazanın Aynı Gününe mi Geliyor?


Hayır. Allahü teâlâ, Kadir gecesini gizlemiş, yani Ramazan ayının çeşitli günlerine koymaktadır. Bu sene Ramazanın birine koyarsa öteki sene Ramazanın yedisine koyabilir, Kadir gecesi o gece olur. Diğer geceler gibi falanca ayın belli bir günü yapmamış, bu geceyi gizlemiştir. Bu gecenin aylarla ilgisi yok, gece ile ilgisi var. Kadir gecesi Ramazanın 27. gecesinde Kur’an-ı kerim inmiş ise, bu sene de Kadir gecesi Ramazanın üçüne alınmış olabilir. Demek ki bu mübarek gece Ramazanın üçüne geldi. Ay mefhumundan sıyrılmak gerekir. Diğer geceler ayla ilgili, Kadir gecesi ayla ilgili değil, gece ile ilgilidir. Allahü teâlâ dileseydi her aya bir tane koyardı ve her ayda Kadir gecesi olabilirdi. Kur’an-ı kerimin indiği bu geceyi de her ay kutlardık.

İlk defa Kur’an-ı kerimin nazil olduğu gecenin hususiyetini, faziletini ve bereketini Allahü teâlâ her sene başka bir geceye veriyor. Yani her sene değişik bir gecenin o kıymet ve fazileti taşımasını irade buyuruyor. Kur’an-ı kerimin nazil olduğu o mübarek gecenin her sene-i devriyesinde aynı gecenin o fazileti taşıması icap etmiyor. Başka bir gece o fazileti taşıyabiliyor. (4)


Kadir Gecesi Olduğu Nasıl Anlaşılır?


Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. Bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur.

Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar.Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.

Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen âlimler de olmuştur.


Kadir Gecesi Kaçıncı Gecedir?


Kadir gecesinin, Ramazanı şerifin 20.sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dair müteaddit hadis şerifler varid olmuştur. Birinden itibaren tek gecelerde aranmasını tavsiye eden büyüklerimiz de vardır.


İmamı Şa’rani Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazanı şerifin giriş günlerine göre şöyle tesbit  etmiştir. İmamı Şarani Hazretleri 30 sene Kadir gecesiyle bu tarife göre müşeref olmuşlardır. Bir çok Allah dostuda bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.

  • Pazar günü girerse 29.gece,
  • Pazartesi girerse 21.gece,
  • Salı girerse 27.gece,
  • Çarşamba girerse 19.gece,
  • Perşembe girerse 25.gece,
  • Cuma girerse 17.gece,
  • Cumartesi girerse 23.gece.

Kadir Gecesinin 27.Gecedir  Diyenlerin Delilleri


Ulemanın ekserisi “Leyle-i kadir ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir.” demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: “Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir.”


Bu nakli  delile ilaveten akli bir delil ile mevzûu  daha belirgin hale getirmek istiyorum. Süre-i celilede (Kadir Suresi) “Leylet’ül Kadri” lafzı üç yerde geçmektedir. Bu lafzın harfleri dokuz tanedir. Bu sayıyı üçle çarptığımız zaman çıkan yekün de yirmi yediyi göstermektedir. (3)

Her geceyi kadir, her gördüğünü Hızır bilmek


Din adamlarının bazısı, leyle-i kadrin senenin günleri içinde gizlenmiş olduğunu söylemişlerdir. İhmalkarlık yapmasınlar ve diğer geceleri de ihya etsinler diye bu gecenin gizlendiğini ifade etmişlerdir.
Hızır aleyhisselam da gizlenmiştir. İlim adamlarına ve zahid kimselere gösterilen alaka, fukara ve gurebaya da gösterilmelidir. bu ihitimalden dolayı:

Her geceyi kadir bil, her gördüğünü Hızır bil” denilmiştir. (3)

Cenab-ı  Hak bu geceyi hakkıyla ihya eden kullar arasına bizleri de ilhak eylesin ve bizi zatına kul ve Habine ümmet olma şerefinde daim eylesin.


Kadir Gecesini nasıl ihya edeceğiz?


  • Yatsı namazında zammı sure olarak Kadir suresini okumalı.
  • Bir iki sayfa Kur’an-ı kerim okumalı.
  • Az da olsa sadaka vermeli.

  • Bu gece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınır.
1.rekatta : 1 Fatiha audioanim Kadir Gecesi 3 İnna enzelnâhü
audioanim Kadir Gecesi
2.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif
audioanim Kadir Gecesi
3.rekatta : 1 Fatiha 3 İnna enzelnâhü
4.rekatta : 1 Fatiha 3 İhlası Şerif
Namazdan sonra 1 defa:

kadirdua1 Kadir Gecesi

Allahü ekber Allahü ekber La ilahe  illalahü vallahü ekber Alahü ekber ve lillahil hamd.

100 defa Elem neşrah leke…  audioanim Kadir Gecesi

100 defa
İnna enzelnâhü audioanim Kadir Gecesi

100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz’e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:

kadirdua2 Kadir Gecesi

Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni, okunup dua yapılır.

Mümkünse, kandil  gecesi olması sebebiyle bir de TESBİH NAMAZI kılınır.


ve bir müjde ile noktalıyalım:


Kadir gecesine rastlamış olan bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibi sevâb kazanır”

hadîs-i şerîfini düşünülerek, sık sık vâki olan 27. gece ihyâ edilirse, o gece Kadir gecesi olmasa bile, büyük sevâba kavuşulur.   (5)


Kaynaklar


1) Elmalı Tefsiri
2) Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen Dua ve İbadetler, Fazilet Neş.1983
3) Kürsiden Mü’minlere Sohbet ve Nasihatler, 1.Cild, Mehmed Emre, Erhan Yayınları, 1998
4) Mehmet Ali Demirbaş, Kadir Gecesi
5) Prof.Dr.Ramazan Ayvallı, Kadir Gecesi

Popularity: 1% [?]

İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

31 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
İlmi Mercek Son Sayı
75 İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ
İlmi Mercek Dergisi’nin Eylül 2010 sayısı çıktı. Bayinizden isteyiniz.

İLMİR MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

Eylül 2010 sayısında İlmi Mercek derginiz sizlere Sayın Adnan Oktar Üçleme İnancının Yanlışlığını Anlatıyor başlığını taşıyan kapak konusu ile ulaşıyor. Sayın Adnan Oktar’ın 30 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü ilmi mücadelesi boyunca önemle üzerinde durduğu konulardan biri de “üçleme inancının yanlışlığı”dır. Üçleme inancının Hıristiyanlığa verilmiş en büyük zarar olduğunu birçok eserinde vurgulayan Sayın Adnan Oktar, bu sapkın inancın ortadan kalkması için önemli çalışmalar yapmakta, röportajlarında bu konuyu sık sık gündeme getirmektedir. Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında konu ile ilgili yaptığı önemli hatırlatma ve açıklamaları bu makalede okuyabilirsiniz.

Derginizde yer alan başka bir güncel konu ise Hz. İsa (a.s.)’ın  2000 Yıl Önce Kullandığı Kişisel Eşyası Bulundu başlığını taşıyor. Sayın Adnan Oktar’ın verdiği müjdeler doğrultusunda Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinin geçtiğimiz Nisan ayında bulunmasının ardından, Ağustos ayında önemli bir gelişme daha yaşandı. Röportajlarında sık sık Hz. İsa (a.s.)’ın yeniden dünyaya dönüşünde üzerindeki kıyafet ve yanındaki kişisel eşyalarla birlikte geleceğini söyleyen Sayın Adnan Oktar’ın bu müjdesinin de gerçekleştiği basın tarafından duyuruldu. Haberde Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalar sonucunda Hz. İsa (a.s.) dönemine ait, üzerinde “Rab, geri döndüm” yazan bir kupa bulunduğu açıklandı. Konuyla ilgili önemli detayları derginizde okuyabilirsiniz.

Darwinistlerin ”Kromozom Sayısı 48′den 46′ya Düştü” Aldatmacası başlığını taşıyan makale Darwinisitlerin ne kadar büyük bir acz içinde olduğunun bir delilini daha gözler önüne seriyor. Allah, batıl Darwinizm dinini, yıkılmış ve yenilgiye uğramış şekilde yaratmıştır. Tek bir delili olmayan bu teorinin destekçileri böyle akıl almaz aldatmacalarla bilgisiz insanları kendi taraftarları haline getirmenin peşindedirler. Bu aldatmacaya kapılmamak için halkımızın, Darwinistlerin hayatın başlangıcını dahi açıklayamadıklarını, tek bir protein karşısında çaresiz ve açıklamasız kaldıklarını ve iddialarını kanıtlayan tek bir tane bile fosil delil bulunmadığını çok iyi bilmeleri gerekmektedir. Darwinistlerin anlattıkları, yalnızca aldatmacaya dayalı spekülasyonlardan ibarettir.

Bu ay sizlere derginizle birlikte Sayın Adnan Oktar’ın Doğadaki Mühendislik kitabını hediye ediyoruz.

Derginizde sizlere ulaşacak olan diğer konu başlıkları ise şunlardır:

KAPAK KONUSU:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Sayın Adnan Oktar Üçleme İnancının Yanlışlığını Anlatıyor

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

İNSAN VÜCUDU:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Eşsiz Bir Savunma Ordusu: Akyuvarlar
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Koku Hücreleri ve Koku Soğancığı Arasındaki Mesaj Nakli

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

İNCELEME:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Hz. İsa (a.s.)’ın 2000 Yıl Önce Kullandığı Kişisel Eşyası Bulundu

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

BİTKİ DÜNYASI:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Hareketsiz Duran Bitkiler Kendilerini Nasıl Savunurlar?

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

HAYVANLAR ALEMİ:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Çardak Kuşları Neden Yuvalarını Süslerler?

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

İNSAN MUCİZESİ:

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Darwinistlerin “Kromozom Sayısı 48’den 46’ya Düştü” Aldatmacası

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ İslam Dünyası’nda Geçen Ay
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Bir Ayet Bir Açıklama
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Ebcedlerde Ahir Zaman Nasr Suresi
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Bu Ay Neler Var?
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Fosiller Evrimi Yalanlıyor
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Türk İslam Birliği Yolunda…
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Darwinist Neleri Düşünmez?
ucgen İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ Kanın Pıhtılaşmasındaki Mükemmel Enzim Zinciri

b dash500px İLMİ MERCEK DERGİSİ EYLÜL 2010 BÜLTENİ

HEDİYE KİTAP:

DOĞADAKİ MÜHENDİSLİK

Popularity: 1% [?]

İlmi Araştırma Dergisi’nin Ağustos 2010 74 Sayısı

16 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
ed İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısı İlmi Araştırma Sayı 74İlmi Araştırma Dergisi’nin Ağustos 2010 sayısını buradan download edebilirsiniz.

PDF Download

İlmi Araştırma Sayı 74 – Ağustos 2010

Kapak Konusu:
Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor

İçinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri doğrultusunda; fitnelerin çoğalması, İran-Irak Savaşı, Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, Fırat Nehri’nin suyunun kesilmesi, Ramazan ayında iki kez Güneş ve Ay tutulmalarının olması gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri peş peşe gerçekleşmiştir. 2009 yılında Lulin kuyruklu yıldızının çıkması ve geçtiğimiz aylarda Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinin Ağrı Dağı’nda bulunmasının ardından ise tüm iman sahipleri Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında müjdelediği “Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın bulunmasını” da büyük bir şevkle beklemektedirler.

Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.)’dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır. Kuran’da bu sandığın Allah’ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir nişanesi olduğu bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 248) Bu nedenle yıllardan beri hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar Ahit Sandığı’nın bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587 yılından bu yana bu kutsal sandığın yeri bilinmemektedir. Peygamberimiz Hz. Mu-hammed (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahir zamanda bulunacaktır. Ancak sandığın çok önemli bir özelliği daha vardır:

Bu kutsal sandığı bulma şerefi, ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz. Mehdi (a.s.)’a nasip olacaktır. Bu nedenle sandığın bulunması Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı zamanda bu işaret, onun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır. (Doğrusunu Allah bilir.)

Devamı için tıklayınız.

Karun Kıssası’nda Gizlenen Hikmetler: Dıştan Görünenlere Aldanmamak…

karun kissasinda gizlenen hikmetler  distan gorunenlere aldanmamak... tr İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısıİnsan aklını iyi kullandığında, her konuyu olabilecek en doğru şekilde yorumlayabilecek bir yeteneğe sahiptir. Ama genelde insanlar fevri düşünmeye yatkındırlar. Bir olayla karşılaştıklarında, konuyu tüm detaylarıyla akılcı bir şekilde değerlendirmektense, ani yargılara varırlar. İnsanlar hakkında da hemen bir kanaate varırlar. Oysa dıştan görünenler çoğu zaman aldatıcıdır…

Toplumda insanların özenerek izledikleri kimseler vardır. Kimisi aynı semtte oturduğu bir komşusunun, kimisi okuldaki bir öğrencinin, kimisi işyerindeki bir meslektaşının, kimisi televizyonda gördüğü tanınmış bir sanatçı ya da siyasetçinin hayatını hayranlıkla izler. Kendi hayatıyla onlarınkini kıyasladığında, o kimsenin hayatında çok daha iyi, güzel ve özenilecek detaylar olduğunu düşünür. Öyle ki o kişinin yerinde olmayı isteyip durur. Söz konusu kişilerin sahip oldukları şartları elde etmiş olsa, çok daha mutlu olacağını, pek çok sorununun hallolacağını, herşeyin tam istediği gibi olacağını zanneder.

Oysaki dıştan görünenler çoğu zaman yanıltıcıdır. Kimi zaman şaşalı, gösterişli hayatlarıyla çevrelerinde hayranlık uyandıran insanlar, dünyanın en mutsuz insanlarıdır.

Devamı için tıklayınız.

b dash500px İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısı

Bir Açıklama Bir Ayet: Kaf Suresi, 35

bir aciklama bir ayet  kaf suresi 35 tr İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısı“Orada diledikleri her şey onlarındır; Katımızda daha fazlası da var.” (Kaf Suresi, 35)

Yüce Allah bu ayetiyle insanlara cennetteki nimet genişliğini haber vermektedir.

Dünya hayatları süresince Allah’ı razı edecek güzel davranışlarda bulunan, Kuran ahlakına bağlı yaşayan müminler, Allah tarafından sonsuz cennet hayatıyla müjdelenmektedirler. Allah onları bu kutlu mekanda sonsuza kadar ağırlayacak ve bitmeyen bir şölenle ödüllendirecektir.

Rabbimiz kullarına henüz dünya hayatlarında iken çok güzel ve çeşitli nimetler sunmaya başlar. Ancak dünya hayatındaki nimetler hem iman edenler, hem de inkar edenler içindir. Oysa dünyadakilere göre kusursuz ve eşsiz olan cennet nimetleri, sadece cennette yaşamaya layık olan salih müminler için hazırlanmıştır. Müminler cennetin kapılarında melekler tarafından karşılanacaklar ve sonsuza kadar sürecek olan muhteşem hayatlarına başlayacaklardır. Dünyadaki hayatları boyunca ahiretteki sonsuz hayatları için hazırlanmış olan muttakiler, cennetin kapılarından itibaren Allah’ın bol ikramının olduğu eşsiz bir şölen ile karşılaşacaklardır. Bu, dünya hayatındaki iyiliklerine bir mükafat olarak sonsuza kadar devam edecek bir şölendir.

Devamı için tıklayınız.

b dash500px İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısı

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Verdiği Haberlerden Biri Daha Tahakkuk Etti

 peygamber efendimiz s.a.v.in verdigi haberlerden biri daha tahakkuk etti  tr İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 SayısıPeygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)‘ın ortaya çıkışının alametlerini çok detaylı şekilde haber vermiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.)‘in haber verdiği bu alameletlerin yüzden fazlası Hicri 1400 itibariyle, teker teker, ardı ardına gerçekleşmiştir. Resulullah (s.a.v.)‘in Hz. Mehdi (a.s.)‘ın çıkış alameti olarak bildirdiği olaylardan birisi de Afganistan’ın işgalidir. Bilindiği üzere Hicri 1400’ün tam başında, 1979’da Afganistan Rus orduları tarafından işgal edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)‘in bu gelişmeyi haber verirken bildirdiği önemli bilgilerden biri de “Afganistan’da altın ve gümüş olmayan, madeni hazineler bulunduğu”dur.

Nitekim son yapılan araştırmalar, Afganistan’da toplam değeri 1 trilyon doları bulan maden rezervi olduğunu ortaya koymuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘in bundan 1400 sene önce haber verdiği bu bilginin günümüzde ortaya çıkışı, mübarek Peygamberimiz (s.a.v.)‘in Allah’ın lütfuyla gösterdiği mucizelerinden biridir.

“Talikan’a (AFGANİSTAN‘A) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın ORADA ALTIN VE GÜMÜŞ OLMAYAN HAZİNELERİ VARDIR.’’ (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Devamı için tıklayınız.

b dash500px İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 Sayısı

Adnan Oktar Ne Demişti, Ne Oldu: İlmi Araştırma Sayı 74

adnan oktar ne demisti ne oldu  ilmi arastirma sayi 74 tr İlmi Araştırma Dergisinin  Ağustos 2010  74 SayısıNe Demişti

American Public TV, 25 Aralık 2009

Adnan Oktar: Türk İslam Birliği’ni iki yıl önce söylemiştim. Ben söyledikten sonra Türk ülkeleri olan, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi ülkeler ve İslam ülkeleriyle vizeler kalkmaya başladı. Vize kalkması ne demektir? Bu ulusların insanlarıyla Türk insanlarının rahat görüşebilmesi, rahat ticaret yapabilmesi, rahat sosyal ilişkiler içinde olması demektir. Bir süre sonra, vizelerin kalkmasından sonra da pasaportlar kalkacaktır. Pasaportlar da kalkınca ne demektir? İslam ortak pazarı gibi, Türk ortak pazarı gibi bir Türk İslam Birliği oluşacaktır. Bunun amacı sadece siyasi, çıkara dayalı bir yapı değil, sevgi, şefkat, merhamet, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik duygularının hakim oluğu bir birliktir. Dolayısıyla hepsinin üstünde Allah sevgisi, Allah korkusu ve Allah sevgisinden kaynaklanan coşku esas olacaktır. O zaman hayat bir anlam kazanır. Yoksa sırf yemek içmekle, ticaretle insanlar mutlu olmuyor. Ekonomiler çöküyor görüyorsunuz. Ekonomik krizin ana nedeni de sevgisizliktir, egoistliktir, bencilliktir ve hepsinin üstünde Darwinizm’dir. Ama Darwinizm’in yıkılması, sevgisizliğin gittikçe ortadan kalkıyor olması, şefkatin, merhametin, sevginin dünyaya hakim olması hızla yayılıyor. Dolayısıyla Türk İslam Birliği de belirli bir çıkış içerisinde, 10-20 yıl içerisinde tamamen birleşip bitmiş olacaktır inşaAllah.

Çay TV, 26 Kasım 2009

Adnan Oktar: Daha bir ülke ortada yoktu. Türk İslam Birliği konusu hemen hemen birçok yerde unutulmuştu. Ben dedim, “bütün vizeler kalkacak” dedim. “Arkasından pasaportlar da kalkacak” dedim. Bakın, şimdi onu da seyredin. Bir süre sonra pasaportlar da kalkacak. Önce vizeler, sonra pasaportlar, sonra da bu ne diyecekler, işte Türk İslam Birliği diyeceğiz. O kadar, inşaAllah.

Devamı için tıklayınız.

Popularity: 1% [?]

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

14 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek

 Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Şöyle buyurmuştur: “İnsanlar 1400 senesinde Hz.Mehdi (a.s.)’ın yanında toplanacaklardır.”

(Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)

15 Ağustos 2009

4 Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek  (URL) -
1 Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek  (PDF) 7,022 KByte
5 Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek Hz. İsa (a.s.) Ve Hz. Mehdi (a.s.) Bu Yüzyılda Gelecek  (DOC) 1,060 KByte

Popularity: 1% [?]

İlmi Araştırma Sayı 74

12 Ağustos 2010 Yazan sabahyildizi
İlmi Araştırma Sayı 74 ed İlmi Araştırma Sayı 74 KAPAK KONUSU
Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Olan Ahit Sandığını Anlatıyor

Karun Kıssası’nda Gizlenen Hikmetler: Dıştan Görünenlere Aldanmamak

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Verdiği Haberlerden Biri Daha Tahakkuk Etti

Mübarek Ramazan Hayırlı Olsun!

pdf İlmi Araştırma Sayı 74 Pdf dosyası (.zip)

İNCELEME
SAYIN ADNAN OKTAR’IN TÜRKİYE – İSRAİL İLİŞKİLERİ İLE İLGİLİ İSRAİL BASININA YAPTIĞI AÇIKLAMALAR

KURAN AHLAKI
“Gıcık Olmak” ve “Allah Rızası İçin Buğz Etmek” Arasındaki Önemli Fark

BU AY

Güncel

Bir Ayet Bir Açıklama

Adnan Oktar Ne Demişti? Ne Oldu?

Avlanmak İçin Cırt Cırt Yöntemini Kullanan Karınca Türü Keşfedildi

Kısa Kısa…

Karşı Tarafı Sözle Yenmiş Olmak, Her Zaman Bir Kazanç Değildir; Bazen de Güzel Olan Yenilmektir…

Hatadan Sonra Yaşanan Pişmanlık Nasıl Olmalıdır?

Gerçek Mutluluk Ancak Allah’a Samimi Bir Kalple Yönelmekle Mümkündür

ed İlmi Araştırma Sayı 74
İçindekiler
ed İlmi Araştırma Sayı 74
continue İlmi Araştırma Sayı 74
Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor
ed İlmi Araştırma Sayı 74
continue İlmi Araştırma Sayı 74
Karun Kıssası’nda Gizlenen Hikmetler: Dıştan Görünenlere Aldanmamak…
ed İlmi Araştırma Sayı 74
continue İlmi Araştırma Sayı 74
Mübarek Ramazan Hayırlı Olsun!

Popularity: 1% [?]

HZ. İSA (A.S.) HZ. MEHDİ (A.S.) BU YÜZYILDA GELECEK

08 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

 HZ. İSA (A.S.) HZ. MEHDİ (A.S.) BU YÜZYILDA GELECEK

1 HZ. İSA (A.S.) HZ. MEHDİ (A.S.) BU YÜZYILDA GELECEK Download (PDF)
5 HZ. İSA (A.S.) HZ. MEHDİ (A.S.) BU YÜZYILDA GELECEK Download (DOC)
otherProducts HZ. İSA (A.S.) HZ. MEHDİ (A.S.) BU YÜZYILDA GELECEKEnglishEnglishHausa

HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZUHURUNUN SÖZDE BİR SONRAKİ YÜZYILA KALDIĞI YANİ KENDİSİNİN HİCRİ 1400′DE ÇIKMAYACAĞI İDDİASINDA BULUNANLARA CEVAPLAR

1. Her yüzyılda bir müceddid gelecektir. Hicri 1400′de gelecek olan ise ahir zamanın büyük müceddidi Hz. Mehdi (a.s.)’dir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerde, büyük ehli sünnet alimi Ebu Davud Hazretleri’nin Sünen-i Ebu Davud isimli eserinde, İmam Rabbani Hazretleri’nin Mektubatı’nda yer alan hadislerde ve Hicri 1300′ün müceddidi olan son bin yılın en büyük alimi ve müceddidi olan Said Nursi Hazretleri’nin risalelerinde her yüzyılda İslam dinini bidatlerden ayıracak bir kişinin geleceği bu kişi vesilesiyle İslam ahlakı ve fazileti ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetinin canlandırılacağı haber verilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde özellikle Hicri 1400′ü Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur vakti olarak bildirmiş ve bu dönemden itibaren insanların Hz. Mehdi (a.s.) etrafında toplanmaya başlayacaklarını söylemiştir. Üstad Hazretleri ise yaşadığı Hicri 1300′den yüz yıl sonra Hz. Mehdi (a.s.)’nin geleceğini ve dünyaya hakim olan zulüm sistemini dağıtacağını söylemiştir.

Ebu Hüreyre’nin rivayetine göre; Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuş: Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah HER YÜZ SENENİN BAŞINDA şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan karışmış batıl uygulamalardan) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) bir zatı gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)
HER YÜZ SENE BAŞINDA bu ümmetin uleması arasından BİR MÜCEDDİD GELECEK ve şeriatı (Kuran ahlakı ve fazileti ile Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini) ihya edecektir (canlandıracaktır). (Mektubat-ı Rabbani, 1/520)
Ashab-ı Kütüb-i Sitte’den İmam-ı Hâkim’in Müstedrek’inde ve Ebu Dâvud’un Kitab-ı Sünen’inde, Beyhaki “Şuab-ı İman”da tahric buyurdular (meydana koydular): “HER YÜZ SENEDE BİR, CENAB-I HAK BİR MÜCEDDİD-İ DİN (DİNİ YENİLEYEN) GÖNDERİYOR…” (Barla Lahikası, s. 119)

Üstad Said Nursi Hazretleri, Barla Lahikası’nda Hicri 1200′ün yani 12. asrın müceddidinin Hazreti Mevlana Halid olduğunu bildirmiştir.

“HER YÜZ SENE BAŞINDA dini tecdid edecek (yenileyecek) bir müceddidi (yenileyiciyi) gönderiyor” müjdesinin ihbarına (verdiği bilgilere) muvâzi (uygun) olarak HAZRET-İ MEVLANA HALİD -ekser ehl-i hakikatin tasdikiyle (din alimlerinin büyük bir çoğunluğunun onaylamasıyla ve ittifakla)- 1200 senesinin yani ON İKİNCİ ASRIN MÜCEDDİDİDİR. (Barla Lahikası, s. 120)

Mevlana Halid-i Bağdadi Hicri 1193 (Miladi 1779) yılında doğmuş, Hicri 1242 yılında (Miladi 1827) vefat etmiştir. Bu mübarek insan, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun ittifakıyla, Hicri 12. ve 13. yüzyıllar arasındaki müceddiddir.

Üstad Said Nursi Hicri 1300 lü yılların müceddididir

Mevlana Halid Hazretleri’nin Hicri 1200′ün müceddidi olduğunu belirtmesinin hemen ardından da, tam yüz sene sonra yani Hicri 1300′de ise Bediüzzaman Said Nursi kendisinin ve eserlerinin bir müceddid görevinde hizmet vermiş olduğunu çok açık bir şekilde ifade etmiştir:

Madem TAM YÜZ SENE SONRA aynen dört cihette (yönde) tevafuk ederek (tam uyarak) RİSALE-İ NUR ECZALARI (BÖLÜMLERİ) AYNI VAZİFEYİ GÖRMÜŞ… Kanaat verir ki -nass-ı hadis ile (hadisin şüpheye yer bırakmayan ifadesi ile)- Risale-i Nur tecdid-i din (dini yenileme) hususunda BİR MÜCEDDİD HÜKMÜNDEDİR. (Barla Lahikası, s. 121)

Said Nursi Hazretleri kendisinden bir asır yani yüz sene sonrası olan Hicri 1400′de ise zulümatı dağıtmak üzere bu sefer Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur edeceğini bildirmiştir:

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)’NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR. (Şualar, s. 605)
İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318)
Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT dahi bu zamanda gelse… (Kastamonu Lahikası, s. 57)

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Hicri 1400′de zuhur edeceğini bildiren bir hadis Peygamberimiz (s.a.v.)’den şöyle rivayet edilmiştir:

İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında toplanacaklardır. (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)

İmam Rabbani Hz. Mehdi (a.s.)’nin, Peygamberimiz (sav)’in vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra, “bin ile ikinci bin yıl arasında” geleceğini bildirmektedir:

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

http://www.harunyahya.org/imani/isa_mehdi_bu_yy_gelecek/isa_mehdi_bu_yy_gelecek_01.html

Popularity: 1% [?]

Harun Yahya – 01.08.2010‏

01 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
menu tr Harun Yahya    01.08.2010‏

guncelhaberler Harun Yahya    01.08.2010‏
myanmar Harun Yahya    01.08.2010‏

Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

pattani Harun Yahya    01.08.2010‏

Türk İslam Birliği Patani Müslümanlarının kurtuluşu olacaktır

mehdiyet konferans Harun Yahya    01.08.2010‏

6. Uluslararası Mehdiyet Konferansında Harun Yahya Temsilcileri

iTunes iPhone Harun Yahya    01.08.2010‏

Yeni iPhone – iTunes Uygulaması

doguturkistan3 Harun Yahya    01.08.2010‏

Çin, kaybolan 30 milyon Uygur Türk’ünün akıbetini bildirsin

dogu turkistan1 Harun Yahya    01.08.2010‏

Çin’in, Kaşgar bölgesindeki Uygur Türklerine yönelik yeni baskı politikasına Avrupa ve Amerika seyirci kalmamalıdır

vatan Harun Yahya    01.08.2010‏

Vatan Gazetesi’ne cevap

national geographic Harun Yahya    01.08.2010‏

National Geographic dergisi Ardi yenilgisinden neden bu kadar rahatsız?

roportajlar Harun Yahya    01.08.2010‏
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (29 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV röportajı (29 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (28 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Samsun Aks TV ve TV Kayseri’deki canlı röportajı (28 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı röportajı (27 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Güneydoğu Olay TV ve Çay TV’deki canlı röportajı (27 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Sn. Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı röportajı (26 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Adıyaman Asu TV’deki canlı röportajı (26 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (25 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kanal Avrupa’daki canlı röportajı (25 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (24 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kocaeli TV’deki canlı röportajı (24 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (23 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kocaeli TV’deki canlı röportajı (23 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (21 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Samsun Aks TV ve TV Kayseri’deki canlı röportajı (21 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (20 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Gaziantep Olay TV ve Çay TV’deki canlı röportajı (20 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏ Adnan Oktar’ın Rashid Shaz (Future Islam dergisi ve Milli Times International gazetesi) röportajı (1 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (9 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (6 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Gaziantep Olay TV ve Çay TV’deki canlı röportajı (6 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (5 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Adıyaman Asu TV’deki canlı röportajı (5 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (4 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kanal Avrupa’daki canlı röportajı (4 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kocaeli TV’deki canlı röportajı (3 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (2 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kocaeli TV’deki canlı röportajı (2 Temmuz 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Kahramanmaraş Aksu TV ve Kaçkar TV röportajı (1 Temmuz 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Samsun Aks TV ve TV Kayseri’deki canlı röportajı (30 Haziran 2010)  Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın HarunYahya.TV’deki canlı sohbeti (30 Haziran 2010)
 Harun Yahya    01.08.2010‏Adnan Oktar’ın Güneydoğu Olay TV ve Çay TV’deki canlı röportajı (29 Haziran 2010)
yenisiteler Harun Yahya    01.08.2010‏
Allahahizmet Harun Yahya    01.08.2010‏ kuranmealleri Harun Yahya    01.08.2010‏
www.ALLAH’A HİZMET.com www.KURAN MEALLERİ.com
yenimakaleler Harun Yahya    01.08.2010‏
1 Harun Yahya    01.08.2010‏ Hamiyet-i İslamiye’nin feveran etmesi Türk İslam Birliği’nin ivedilikle kurulmasına vesile olmalıdırSayın Adnan Oktar’ın 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü fikri mücadelesinde en sık dile getirdiği konulardan biri Türk İslam Birliği’nin ivedilikle kurulması olmuştur. Sayın Adnan Oktar tüm dünyada Müslümanların akıtılan kanlarının, zulüm ve işkence görmelerinin tek sebebinin Müslümanların parçalanması olduğunu defaatle vurgulamıştır. Gazze’ye yardım götürmek üzere Türkiye’den yola çıkan Mavi Marmara gemisinin 31 Mayıs 2010 tarihinde İsrail ordusu tarafından aşırı güç ve şiddet kullanılarak durdurulması, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir... >>>
2 Harun Yahya    01.08.2010‏ İsviçre’de Darwinist panik

25-26-27 Mayıs 2010 tarihlerinde İsviçre’nin Lozan, Zürih ve Cenevre şehirlerinde, Sayın Adnan Oktar’ı temsilen Dr. Oktar Babuna ve Dr. Cihat Gündoğdu’nun katılımıyla “Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği” konferansları gerçekleştirildi. İsviçre basınında haftalar öncesinden büyük yankı uyandıran konferanslar, Darwinist çevrelerde çok büyük bir panik meydana getirdi. Bu yaşanan panik, Darwinizm’in bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde, güçlü bir yıkım darbesi aldığının en önemli delillerindendir… >>>

Felluce’de yaşananlar Müslümanların bir an önce birlik olmaları gerektiğini göstermektedir Deccaliyetin fitne ve katliamlara sebep olacağı hadislerde bildirilmiştir
Her gün deccaliyetin faaliyetleri anlatılırken, Mehdiyetin anlatılmaması olmaz Darwinistler, kayıp halka sahtekarlıklarından önce şu soruları cevaplasınlar
2010 İran Mehdi Konferansı’ndan fotoğraflar Boğaz’da Sohbet – 16 Temmuz 2010
Doğu Türkistan’da Uygur Tüklerinin dövülerek katledilmelerine ait bazı video görüntüleri Tiktaalik Roseae Darwinistler tarafından nasıl sahte bir ara fosil haline dönüştürüldü?
Darwinistlerin ”Kromozom Sayısı 48′den 46′ya Düştü” Aldatmacası Sayın Adnan Oktar Hz. Hızır (a.s.)’ın üstün ilmini ve ahir zamandaki görevini anlatıyor
Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruna yönelik olarak, Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır
hzmehdicom Harun Yahya    01.08.2010‏
– Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ve Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun bu yüzyılda olacağına dair ifadelerinden bazıları >>>

– Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri çok akıllı olmaları ve şık giyimleri ile dikkat çekeceklerdir >>>

– Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir zamanda Hz. Mehdi (as)’a karşı düşmanca tavırlarının olacağını haber vermiştir >>>

– Hz. Mehdi (a.s.)’ın sakalı hafif olup sakalı yanlarda az, aşağı tarafı ise uzun olacaktır >>>

HZ. MEHDİ İLE İLGİLİ TÜM HADİSLER >>>

secmebolumler Harun Yahya    01.08.2010‏
1. Hz. Mehdi (a.s.) ve İslam’ın dünya hakimiyetine işaret eden bazı Kuran ayetleri 2.  Din bir bütündür, Kuran’ın tüm hükümlerine uyarak mükemmel insan olunur. Allah en doğrusunu tam yaratılışımıza uygun olarak yaratmıştır.
3. Din çok kolaydır. Hz Mehdi (a.s.) döneminde din, Peygamberimiz (sav) dönemi gibi sade şekliyle yaşanacaktır. 4.  Toprak olarak fethetmek değil, manevi fetih çok önemlidir.
5. Şeytanın Hz. Adem’le bağlantısındaki olaylar imtihanın önemini göstermek içindir. 6.  15 Mayıs şehitlerimizin ve gazilerimizin günü olsun.
7. Deccaliyet her gün faaliyetteyken, Mehdiyetten bahsetmemek olmaz 8.  Allah sevgisi olmadığında, şefkat, merhamet, sabır olmaz. Evlilikte materyalist kafayla, sevgisizliğin, egoistliğin acısı en şiddetli şeklide yaşanır
9. Münafık, hastalanmaktan, yaşlanmaktan ve ölmekten dolayı sürekli korku içinde yaşar. Vahşi hayvanlar gibi yiyecek, çıkar bulduğu yere doğru koşar. 10.  Vazife başında ölen her askerimiz şehittir. Allah’ın güzellik olarak nitelediği şehitlikte üzüntüden ağlama olmaz.
11. Patani Müslümanlarının yaşadığı zulmü durdurmak için İttihad-ı İslam şart 12.  Doğu Türkistan’daki katliamları sadece kınamak yeterli olmaz, bir teftiş heyetiyle tüm hapishanelerin, karakolların denetlenmesi lazım.
13. Bediüzzaman mehdiyeti bu kadar açık anlatmasına rağmen, Nur talebelerinin bir kısmının, bu açık gerçeği gözlerinden kaybetmeleri büyü gibidir. 14.  Hz. İsa (a.s.) geldiğinde niçin faaliyetlerini gizli yürütmesi gerekiyor?
15. Cübbeli’ye Cevaplar – 264 (Cübbeli Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda gelmeyeceğinden neden bu kadar emin?) 16.  Bazı Nur talebelerinin Mehdiyetten bahsetmemek ve bu konuda doğruyu söylememek için kullandıkları hayret verici teknikler
17. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkacağı yeri ve faaliyetlerini açıkça anlatmıştır 18.  Sn. Adnan Oktar’ın İnegöl’de çıkan olaylarla ilgili yorumları
19. Şii inancındanki meçhul ve görünmez Mehdi inancı çok hatalıdır ve herkesin çekinmesine sebep olur. Mehdi, şahıs ve insandır. 20.  Münafıklar birbirlerini destekler gibi görünseler de birbirlerinden nefret ederler
21. Hz. İsa’nın gelişini görmek isteyenler, Hıristiyanlıktaki üçleme inancının sonlanması ve tek Allah’a inancın yerleşmesi için çaba harcamalı. 22.  Münafıklar daha iyi dini yaşama iddiasıyla ortaya çıkarlar ama gönülleri bomboştur, Allah’a ve dine sevgileri yoktur.
23. Burma (Myanmar)’daki Müslümanlara uygulanan zulüm durmalı. Bunun için herkes yetkililere mektup yazsın. 24.  Cennetin kıymeti, dünyadaki eksiklikleri görüp, kıyas edince anlaşılır.
25. PKK’ya karşı mücadelede, kardelen göndermek, genel kültürü artırmak yeterli olmaz, din kültürü, din bilgisi ve anti-komünist eğitim şart 26.  Allah’ı tesbih etmek çok önemlidir.
27. Ömer Çelakıl, çıkar peşinde olmayan, mütevazi, mazlum, samimi bir müslümandır. 28.  Müslüman olduğunu söyleyen hiç kimseye sen dindar değilsin denmez.
29. Müslümanlar, komünistlerin ahlaki yapılarına uyum gösterseler, hiçbir tepkiyle karşılaşmazlar. 30.  En zengin ve en seçkin insanların bu kadar dindar ve takva olması inkarcıları çok kızdırır.
31. Teröre karşı sathi uygulamalar çözüm olmaz, çözüm komünizme karşı kökten ilmi mücadeledir. 32.  Hz. İbrahim’in ateşe atılmasında da, Hz. Musa kıssasında denizin yarılmasında da, hiç birinde aklın ihtiyarı kalkmaz.
33. Sayın Adnan Oktar Tur Suresi’nin 38.ayetini açıklıyor 34.  Erbakan hocamıza saygı, sevgi ve vefa çok önemlidir. Milli Görüş, Erbakan Hocamızın sıcak ruhunu barındırır. Saadet partisi Anadolu’nın yiğit partisidir.
35. Deccaliyet nedir, deccali nasıl tanırız? 36.  Dinsizler kendi ahlaksızlıklarına uymadıkları için beğenmedikleri Müslümanlara kendilerince ahlak dersi vermeye çalışırlar.
37. Her sene bir çok kişinin ölüm haberi geliyor ama kimse ölümü ve ahireti aklına getirmiyor. 38.  Münafık çok enaniyetlidir, itaat edemez, aklı küfürde kalmıştır. Mehdi döneminde de münafıklar olacaktır.
39. Hz. Mehdi’yi destekleyen melekler, şeytanların zararlarını engelleyecek, tuzaklarını Allah’ın izniyle geri püskürtecektir. 40.  Zamanın hızlanması ahir zaman alametidir.
41. Reenkarnasyona inananlar öldüklerinde dünyaya tekrar dönemeyeceklerini kesin olarak öğrenecektir. 42.  Hz. İsa’nın anlatımıyla Hz. Mehdi
43. Kuran’da ve Tevrat’ta Hz. Süleyman’ın takvası, hayatı ve eşleri 44.  Marksizme göre temel belirleyici paradır. İslam’a göre ise, Allah sevgisi, Allah korkusu ve dindir.
45. Firavunun taş oymalarında çalışan Hz. Hızır’ın talebesi 46.  Marksizmin amacı, dini yaşamdan çıkartmaktır. PKK’nın yapmaya çalıştığı da budur. Bu yüzden PKK’ya karşı fikri mücadele şarttır.
47. Hz. Mehdi (a.s.)’ın dış görünümüyle ilgili yeni hadisler 48.  Gerçek sosyal adalet İslam’dadır. Marx, sosyal adalet fikrini Kuran’dan almıştır, komünizmde adalet yoktur.
49. Kuran’la ve Peygamberimizin sünnetiyle çelişen hiçbir düşünce kabul edilmez. 50.  Meleklerin fiziki görünümü nasıldır?
51. Allah’ın bütün Peygamberlerden, Hz. Mehdi (a.s.)’e yardım etmeleri için aldığı söz. 52.  Münafığın sırları: Münafıklar Müslümanlara zarar vermeye çalışır ama asla başaramaz, zor ortamlara asla gelmezler.
53. PKK sorununun temelinde darwinizm vardır. Stalin’in, Mao’nun sözlerinde komünizmin felsefesinin temeli olarak darwinizm anlatılmıştır 54.  Mağara resimlerinde kullanılan boya teknolojisi, şu anki boya teknolojisi seviyesinde. O dönemde elde edilen elektrik teknolojisi harikadır.
55. Hayatın hiçbir gayesi olmadığını savunan Darwinizm, intihar davetiyesidir. 56.  Kaderi anlamak için zamanı anlamak gerekir
57. PKK’ya karşı ilmi mücadelede medyanın rolü çok önemlidir. Medyada yapılacak anti-darwinist, anti-komünist, anti-materyalist propagandayla bu sorun çözülür. 58.  Kehf suresi’nden yeni açıklamalar: Hz. Mehdi’nin talebeleri seçkin bir gruptur, Hz. Mehdi Hz. Süleyman’ın mescidini tekrar inşa edecektir.
59. Leninist-Stalinistler için askerleri şehit etmek sapkın bir ibadet gibidir. 60.  Şehit ailelerine bakmak, yardımcı olmak büyük zevktir. Aksi şekilde davranış, Türk insanına yakışmaz.
61. Mehmet Şevket Eygi hocamız, Hz. Mehdi aşığıdır. 62.  Müslümanlar giyinmekten en iyi anlayan dünyanın en kaliteli insanıdır. Giyim konusunda insanları sınırlandırmamak gerekir.
63. Şehit ailelerine altın madalya verilmeli ve toplumun şehit ailelerini çok iyi koruyup kollaması gerekir. 64.  İnsanın dünyada yapıp ettiği her şey an an tüm detaylarıyla kayıtlıdır ve bu kayıt, ahirette insanın eline verilecektir.
65. Necm Suresi’nden açıklamalar: Meleklerin olağanüstü çarpıcı güzellikleri ve Cebrail’in muhteşem görünümü 66.  İnsan zayıf yaratılmıştır, bir çok konuyu kendi kendine dert edip hüzünlenir. Cennette hüzün ve yorgunluk yoktur.
67. Müslümanlar aleyhine bir çok iftira atılacaktır, gelen haberlerin mutlaka araştırılması gerekir. 68.  Kadınlar, namusuyla, iffetiyle, onuruyla, efendiliğiyle ve şahsiyetiyle güzel olur.
69. İnsan ruhundaki değerli taşlara, altına ve ışığa eğilim, Cennet özelliklerindendir. 70.  Rüya ahireti anlamamız için verilen özel bir bilgidir.
71. Gerçek imanın anlatılmasında dolaylı bir anlatım olmaz. 72.  Kuran’a göre buğz etmek, şevk ve heyecan getirir.
73. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde gençler tam anlamıyla sevgiyi ve dostluğu elde edecekler, bilime ve sanata yönelecekler 74.  Avrupa’da 350 milyon insanın öldürülmesinin sebep olan şeytanın dini Darwinizm’dir
75. Yeter ki Türk İslam Birliği olsun… 76.  Adnan Oktar’ın İbrahim Suresi ile ilgili açıklamaları
77. Türkiyenin resmi devlet politikası: Türk İslam Birliği 78.  Darwinistler ruh konusuna giremezler, çünkü ruh maddeyle açıklanamaz
79. Mehdi’nin görevlerinden biri bağnazlık ve gericilikle mücadeledir 80.  Ateistlerin en rahatsız oldukları konu evrimin geçersizliğinin anlatılmasıdır.
81. Her evi, üniversite haline getirsinler, her yerde evrimin geçersizliğini anlatan küçük bilgiler yazsınlar. 82.  İnsanlar, hiç bir dönemde şimdi olduğu kadar dinden uzak, mutsuz, neşesiz, karamsar ve ahlaksız olmamıştır, şimdiki kadar güvensiz bir ortam hiç oluşmamıştır.
83. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılma sebebi, dinden uzaklaşmasıdır. 84.  Çocuklarda dini eğitim: Çocuklar ailesinden önce Peygamberimiz (sav)’i tanıyacak. En çok Allah’ı sevecek.
85. İnşaAllah ve MaşaAllah zikirlerini çok yapanlar şirki darmadağın eder, dünyaya hakim olurlar. 86.  Allah’ı çok seven kişi, Rabbimizin yapma dediğini yapmaz, aksini yapmak ızdıraptır.
87. Hz. Yusuf Suresi’nden işaretler: Bir çok hastalığın sebebi üzüntüdür, sevinç de bir çok hastalığı giderir… ahir zamanda koku nakli… 88.  Sungur abi’nin daha anlatacağı Bediüzzaman’ın verdiği sırlar vardır.
89. Hz. Hızır ledün ilmini vahiyle alıyor ancak Hz. Mehdi vahiy almayacaktır, dolayısıyla Kuran ve sünnete tabi olacaktır. 90.  Samimi imanlı bir annenin çocuğu, peygamber ahlakı gibi güzel ahlaklı olur.
91. Dua edilirken tüm Müslümanlar için dua edilir, hepsinin rahat olması istenir 92.  Çin’in Doğu Türkistan’dan tamamen çekilmesi ve bölgeyi Doğu Türkistan’lı kardeşlerimize devretmesi lazım..
93. Müminler topluluk halindedirler, Allah’ın bereketi topluluk üzerindedir 94.  Hz. Mehdi (a.s.), Hz. Musa (a.s.)’ın kutsal sandığını bulacak, Mehdi’nin alametlerinden biri de bu olacaktır.
95. Dünyada hukukun, adaletin, kanunun olmadığı tek ülke Çin’dir. Çin’de, ne hakim, ne savcı, ne polis, Doğu Türkistan’lı kardeşlerimize yapılan zulüme karşı hiçbir şey yapmıyor. 96.  Mehdi döneminde damla kan akmayacaktır, Mehdi anti kandır.
97. Müslüman dünyasında bu kadar şehit verilip, örtbas edilirken, Müslümanların keyfinin peşinden gitmesi yakışmaz. Göz göre göre Müslümanlar tehlikeye atılmaz. 98.  Türkiye bölgede, askeri ve ekonomik güç olarak değil, aklın, sevginin, muhabbetin lideri olacaktır.
99. Büyü Müslüman’a etki etmez, Müslüman büyüden çekinmez. 100.  Peygamberimiz (sav) ahir zamanda iman İstanbul’a çekilir, bütün dünyada gerçek iman kalmaz buyurmuştur.
101. Hekimoğlu İsmail, Hz. Mehdi (a.s.) zuhur etti diyor 102.  Bölücü terör örgütüne karşı fikri ve ilmi mücadele şart
103. Kuran okunurken hemen susup, Kuran’ın dinlenmesi Allah’ın emridir. 104.  Cennette müziğin en güzeli olacak, istediğimiz an nefes kesici güzellikte müzik olacaktır, ağaçlar şarkı söyleyecektir.
105. İslamiyet’in dünya hakimiyetini zaten gerçekleşti, gayret etmeye gerek yok diyenler, samimiyetsiz bir üslup kullanıyor. 106.  Dünyadaki en büyük kabus şu anda Doğu Türkistan’da yaşanıyor.
107. Erbakan Hoca, Mehdi aşığıdır, Hz. Mehdi (a.s.)’a zemin hazırlayanlardandır. 108.  Büyük İslam alimlerinin, Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayet şerhleri
109. DNA’dan kopya çıkartılması sırasında görev alan parçacıkların insan aklının çok üzerine bir akla sahip olması gerekir 110.  PKK komünist bir örgüttür, bu örgüte karşı çok geç kalınmadan mutlaka felsefi, bilimsel karşılık verilmesi gerekiyor.
111. Sn. Ahmedinejad, Hz. Mehdi (a.s.)’ın dünyada savaşlar çıkaracak kişi değil, zulmü ve acıyı ortadan kaldıracak kişi olduğunu açıklamıştır. 112.  İHH gibi insanlara yardım eden bir kuruluşu terrorist diye isimlendirmek çok yanlıştır.
113. İsrail’de dine yöneliş Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruyla beraber başlamıştır. Evanjelikler, biz destekledikten sonra dinlenmeye başladılar. 114.  Taha Akyol, PKK tehlikesinin Stalinist bir yapı olduğunu kabul etmiş. Şimdi de tabandaki komünist yapılanmaya karşı bilimsel ve felsefi mücadeleyi desteklemeli.
115. Bugün toplumda insanlar sabretmedikleri için çok tehlikeli ve gergin bir ortam var. 116.  Yeni bir din geldiğinde, o dine tabi olmak gerekir; İbrahimi olan kişinin Musevi, sonra İsevi sonra da Muhammedi olması gerekir.
117. Kuran’daki tekrarlar ve vurgular insan ruhunun ihtiyacına yöneliktir. Kuran, çok detaylı, çok net ve akıcıdır ve akılcı anlatım vardır 118.  Gerçek Musevi inancına göre, İsrail hükümeti, Musevilerin bekledikleri Kral Mesih (Hz. Mehdi)’nin askeri olacaktır.
119. Hülya Avşar, abdest almadan evden çıkmadığını ve kendisi için en önemli şeyin maneviyat olduğunu açıklamış 120.  Hz. İsa’nın talebeleri ünlü kişilere, siyasi kademelere nüfuz eden bir çalışma yapacaklardır
121. İncil ve Tevrat tahrif olmuştur. Kitap ehli’nin Muhammedi olup, gerçek İseviyeti ve Museviyeti saf vahiy ve hak kitap olan Kuran’dan öğrenmeleri gerekir. 122.  Yüksek saygı nasıl olur? Saygı, sevgi, nezaket göstermek için olgunluk, bilgi ve akıl gerekir.
123. Necmettin Erbakan, sadece Allah’tan korkan, İslam aleminin çok değerli mürşidlerindendir. 124.  Fethullah Gülen’in Gazze’ye giden yardım gemisiyle ilgili açıklamaları.
125. Hal ehli ne demektir? 126.  Şeyh Nazım Hazretleri, Papa’yla görüşerek, Hıristiyan ve Müslümanların, dinsizliğe, zulme ve teröre karşı ittifak etmelerinin önemini vurgulamıştır
127. Cübbeli’ye Cevaplar – 263 (Cübbeli’ye Cevap kitabından bölümler) 128.  Mezarın altında, kimsenin ne evi, ne yatı, ne de chatleşecek bir arkadaşı vardır. Dinle haşa alay etmeye çalışanlar, kendilerini mezarın altına girmekten kurtaramaz.
129. İncil ve Tevrat’ta karışık, anlaşılmaz ve çelişkili bir çok bölüm var, Kuran saf vahiydir. Tüm Musevi ve Hıristiyanların Kuran’a tabi olmaları gerekir. 130.  Dünyaya düşkün bir inkarcının, Müslümanlarla uğraşmak için tüm vaktini ve malını harcaması Allah’ın örtülü mucizelerinden biridir.
131. Hz. Süleyman’ın asası ve cinlerle ilgili yeni açıklamalar. 132.  Çin, kaybolan 30 milyon Uygur Türk’ünün akıbetini bildirsin, tüm hapishanelerin, karakolların, akıl hastanelerinin, işkence yapılan tüm askeri tesislerin alt katlarını göstersin.
133. Sn. Adnan Oktar’ın 2003 yılında Saddam’a yazdığı açık mektup 134.  Hz. Mehdi (a.s.)’nin mezarı hakkında bilgi verilmiş midir?
135. İbadete gençken yönelmek gerekir. 136.  Hz. Hızır’ın talebelerinden Şeyh Nazım Hazretleri Darwinizm’i Hz. Mehdi’nin yok edeceğini söylemiştir.
137. Cinler Hz. Mehdi’ye hizmet etmek için emir bekliyorlar. Cinler kesin olarak Allah’ın kontrolündedir. 138.  Küfür için ölüm bela yönünde bir sürprizdir. Aniden hiç beklemediği bir anda kapkaranlık bir ortama geçecek ve canını çok ürkütücü görünümlü varlıklar döverek alacaktır.
139. Kuran’da bahsi geçen Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan kişi Hz. Hızır’ın derin devletinin mensuplarındandır 140.  Melekler, tertemiz hiç günaha girmeyen varlıklardır ancak insanlar, eğer takva ise, meleklerden daha üstündürler.
141. Kehf suresi’nden yeni açıklamalar 142.  Camilerimiz ve camiye gidenlerin temizliği çok önemli. Herkes vicdanıyla temizlikle ilgili tüm tedbirleri alması lazım.
143. Mehdiyet devrinde silah; akıl, fikir, bilgi, sanat ve kültürdür. 144.  Türk İslam Birliği kurulsa, Müslüman aleminde sürekli böyle yerle bir edilmeler, feryatlar olmaz.
145. Adnan Oktar’dan Vatan Gazetesi’ne cevap 146.  Cübbeli’ye Cevaplar – 262 (Cübbeli’nin tatile çıkmak için öne sürdüğü nedenler)
147. Bediüzzaman Hazretleri’nin üslubunda müthiş bir samimiyet ve derinlik vardır 148.  Bediüzzaman Hazretleri’nin çok açık ve net ifadelerine rağmen bazı Nur talebelerinin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın şahsı manevi olduğunu iddia etmeleri çok şaşırtıcı
149. Allah’a inanan, ‘Allah birdir’ diyen tüm mümin kardeşlerimiz ve Ehl-i Kitap Allah’ın bizlere emanetidir. 150.  İsrail’in, Mesih (as)’ın ahlakına göre, Mesih (as)’ın yöntemine göre hareket etmesi gerekir.
151. Adnan Oktar’ın anti-Darwinist, anti-Marksist, anti-komünist faliyet yapması, PKK terör örgütünü rahatsız ediyor 152.  Osmanlı Döneminde Kuran ahlakının gereği olarak, kimsenin dinine, kültürüne karışılmamış; aksine saygı ve nezaket gösterilmiştir.
153. İslam’a göre bin kişinin içinde, bir kişi bile masum olsa onun hakkı, hukuku korunur; on kişi bir kişi hiç fark etmez. 154.  Ehl-i Kitap da Allah’ın bize bir emaneti, onların güvenliği de bize emanet.
155. Gazze’nin kontrolü Türkiye’ye geçse, hiçbir sorun kalmaz 156.  Terörün çözümü anti-Darwinist, anti-materyalist, anti-komünist faaliyettir
157. Museviler Kral Mesih’e tam tabi olduklarında, bütün Kutsal Topraklara, berekete, ibadete, özgürlüğe, devlete, hepsine kavuşmuş olacaklar. 158.  Adnan Oktar Türkiye’nin ekseni kayıyor iddialarına cevap veriyor
159. Allah korkusu olmadan sadece Allah sevgisi yeterli değildir. Hz. Adem, cehennemi ve acizliklerini gördükten sonra şeytandan asla etkilenmedi. 160.  Azrail çok yakışıklı ve hoşsohbet olacaktır.
İLMİ MERCEK VE İLMİ ARAŞTIRMA DERGİLERİNİN AĞUSTOS SAYILARINI
BAYİNİZDEN İSTEYEBİLİRSİNİZ.
mercek arastirma Harun Yahya    01.08.2010‏
İLMİ ARAŞTIRMA AĞUSTOS AYI KAPAK KONULARI:
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ Sayın Adnan Oktar, Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Olan Ahit Sandığını Anlatıyor
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ Mübarek Razaman Hayırlı Olsun
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Verdiği Haberlerden Biri Daha Tahakkuk Etti
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ HEDİYE KİTAP: Türlerin Evrimi Yanılgısı
İLMİ MERCEK AĞUSTOS AYI KAPAK KONULARI:
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ Sayın Adnan Oktar’ın Cinler Hakkında Verdiği Yeni Bilgiler
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ 17 Mayıs 2010 Tarihli Sansürsüz Programındaki Darwinist İddialara Cevaplar II
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ Vücudumuzda Hiç Ağrı Hissetmeseydik…
nokta Harun Yahya    01.08.2010‏ HEDİYE KİTAP: Darwin’in Varislerine
Bu bülten www.harunyahya.org sitesindeki yenilikleri haber vermek amacıyla gönderilmektedir.
www.harunyahya.org
sitesindeki kitap, makale ve diğer tüm eserleri siteyi referans göstermek koşuluyla ücretsiz olarak kopyalayabilir, çoğaltabilir ve dağıtabilirsiniz. Eğer bu bültenleri almak istemiyorsanız lütfen bulten-unsubscribe@harun-yahya.org adresine boş bir e-posta gönderiniz.

Popularity: 1% [?]

Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

28 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

Myanmar nüfusunun yaklaşık %15′ini oluşturan Müslümanlar, Burma devleti için bir güzellik ve bir nimettir. Kuran ahlakının gereği olan çalışkanlık, fedakarlık, saygı, itaat, tevazu, barışseverlik, alçakgönüllük, sevecenlik gibi yüksek ahlaki değerlere sahip olan bu Müslüman kardeşlerimiz, Myanmar’ın refahı, ilerlemesi, düzeni ve istikrarı için önemli katkılarda bulunmakta ve ülkelerinin aydınlık geleceği için gayret etmektedirler. Vatanlarına sevgiyle bağlı, yönetime saygılı ve barışsever bu kardeşlerimize, Myanmar Yönetimi tarafından ihtiyaçları olan güven, huzur, adalet ve özgürlüğün sağlanması son derece önemlidir.

Burma (Myanmar)’daki Müslümanlara uygulanan zulüm durmalı. Bunun için herkes yetkililere mektup yazsınSayın Adnan Oktar’ın 26 Temmuz 2010 tarihli Adıyaman Asu ve HarunYahya.TV röportajlarından
 

Ne var ki, bölgeden gelen haberler bu topraklarda yaşayan Müslüman kardeşlerimizin hakettikleri saygıyı, sevgiyi, güveni ve huzuru bulamadıklarını göstermektedir. Ülkenin ağırlıklı olarak Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar, pek çok uluslararası kurumun hazırladığı raporlarda da görüldüğü üzere, ağır baskı altındadır. 20. yüzyılda hızı artan Müslüman karşıtı kampanya 100.000 Müslümanın hayatını kaybetmesine sebep olmuş; 1942′deki Arakan katliamında ise yüz binlerce kişi ya sakat kalmış ya da topraklarından göç etmek zorunda bırakılmıştır.

1962 yılında değişen yönetim tarafından hazırlanan “Burma Sosyalist Parti Programı” Müslümanların dini hak ve özgürlüklerini neredeyse tamamen ellerinden almış, dinlerini diledikleri gibi yaşama hakları engellenmiştir. Bu durum tüm İslami eğitim kurumları ve camilerin kapatılmasıyla neticelenmiş, hacca gitmek, kurban kesmek, toplu namaz kılmak ve diğer ibadetler yasaklanmıştır. Öte yandan kanunlara ve insan haklarına aykırı olarak yapılan tutuklamalar ve bu esnada –uluslararası kurumlar tarafından da tespit edilip, ispatlanmış olan- işkenceler Müslümanları Myanmar’ı terk etmeye zorlamıştır.

İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı şehit edilmiştir. Yüzlerce kadına tecavüz edilmiş ve Müslümanların neredeyse tüm mal varlıklarına el konulmuştur.

Ocak 1992′de Myanmar’da yaşayan Müslüman azınlığa mensup 700 kişinin Bangladeş sınırı yakınlarında boğularak öldürüldüğü ortaya çıkmıştır. 1994 yılında ise 1000′den fazla Müslüman yargısız infaz yöntemiyle şehit edilmiştir.

Bu haksız ve şiddete dayalı uygulamalar 1990′lardan sonra da devam etmiş ve hayatlarını kurtarmak isteyen 200.000 Müslüman 1992 yılında Bangladeş’e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanmaktadır.

İletişim imkanlarının sınırlı olması, internetin sıkı denetim altında tutulması ve bölgeye girmeyi başarabilen gazetecilerin dahi haber almalarının ve iletmelerinin yasaklanması nedeniyle, Myanmar’da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz dünyaya seslerini duyurmakta zorlanmaktadır. Nadiren de olsa elde edilen haberler ve resimler ise yaşanan zulmün ve haksızlığın boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Myanmar Yönetimi halkını ve Müslüman vatandaşlarını baskı altında tutmakla çok yanlış bir politika izlemektedir. Baskı ve şiddet hiçbir zaman huzur ve istikrar sağlamaz. Myanmar Yönetimi, ülkesinin 21. Yüzyılın çağdaş devletleri arasında yer almasını istiyor, gelişmeyi, ilerlemeyi ve kalkınmayı hedefliyorsa öncelikle kendi vatandaşlarına karşı sevgiyle, şefkatle ve anlayışla yaklaşmak zorundadır. Bu, büyük bir devlet olmanın gereğidir. Mazlum, hiçbir gücü olmayan, hiç kimseye zararı bulunmayan, tam tersine itidalli, dengeli, çalışkan, fedakar, vatanına ve milletine bağlı Myanmar Müslümanlarını ezmekle, baskı altında tutmakla, dinlerini yaşamalarını engellemekle Myanmar’ın büyük bir devlet olamayacağı açıktır. Müslümanların yönetime karşı bir itaatsizlikleri ve saygısızlıkları söz konusu değildir. Myanmar yönetiminin Müslümanlardan tedirgin olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. İslam barış ve sevgi dinidir. Myanmarlı Müslüman kardeşlerimizin dindarlıkları, Kuran’a bağlılıkları, Peygamberimiz (sav)’in sünnetine sadakatleri Myanmar için bir nimet ve güzelliktir.

Myanmar Yönetimi’nin bu nimeti en iyi şekilde değerlendirebilmesi için Müslümanların üzerindeki baskıyı kaldırması şarttır. Myanmar Yönetimi zenginlik istiyorsa, güç istiyorsa, refah istiyorsa bunu ancak vatandaşlarının güvenliğini tam sağlayarak, onları hür bırakarak, düşünce ve ibadet özgürlüğünü garanti ederek, onlara insanca yaşayabilecekleri bir ortam sunarak elde edebilir.

Myanmar Yönetimi bu açık gerçeği görmezlikten gelerek, uluslararası toplumun insan hakları ve hukukun sağlanması için ifade ettiği talepleri göz ardı ederek, baskıya ve şiddete devam etmesi durumunda ise, bundan en çok zarar gören yine kendisi olacaktır.

Temennimiz, Myanmar Yönetimi’nin söz konusu uygulamalarından bir an önce vazgeçmesi, topraklarında yaşayan Müslümanlar, Hıristiyanlar, Budistler dahil tüm vatandaşlarına güzel ve kaliteli bir hayat sunmasıdır. Myanmar Yönetimi bunu sağladığında 21. Yüzyılın medeni devletleri arasında hak ettiği yeri alacaktır.

Myanmar’da Yaşananları Gözler Önüne Seren Bazı Resimler

Aşağıda Myanmar’daki Müslümanların içinde bulunduğu durumu ifade eden bazı resimler görülmektedir. Bu Müslümanların huzura kavuşması ve güvenliğinin sağlanması tüm İslam aleminin üzerinde bir yükümlülüktür. İslam alemi Myanmar’da, Patani’de, Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de ve daha pek çok yerde acı çeken, sıkıntı içinde yaşayan Müslüman kardeşlerimizi kurtarmak, onlara kalıcı bir çözüm sunmak istiyorsa birlik olmak zorundadır. Bir olan ve kardeşler olarak dayanışma içinde hareket eden İslam alemi, bu ve benzeri hiçbir sorunla karşılaşmayacak, sadece Müslümanların değil Hıristiyanların, Musevilerin, Budistlerin ve hatta dinsizlerin ve ateistlerin de güvenlik, zenginlik, barış ve güzellik içinde yaşamasının garantisi olacaktır. 

myanmar 01 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

myanmar 03 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

myanmar 02 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

myanmar 05 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

 
myanmar 04 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup
 
 
myanmar 06 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup
 
myanmar 07 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup

27 Temmuz 2010

Popularity: 1% [?]

BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBADETLER

26 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBADETLER

 
sunu1br5 BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBADETLER

“Haa miiiim… Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir…”Duhan suresi, 44/1-4

 

Yeryüzünde yaşayan bir buçuk milyarı mütecaviz İslâm âlemi olarak büyük bir heyecan-coşku ve sevinçle ihyâ ettiğimiz mübârek gecelerden biri hiç şüphe yok ki, Berat Gecesidir.

Berat Gecesi, yani Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşine bağlayan gece…

İçinde bulunduğumuz bu sene (h. 1430 / m. 2009) Berat Gecesini, 5 Ağustos Çarşamba gününü 6 Ağustos Perşembeye bağlayan gece idrâk edeceğiz inşaallah.

***

BERAT VE BERAT GECESİ

 

Türkçemizde “berat” olarak söylediğimiz bu kelimenin aslı, “el-berâe”dir. Arapça isimdir.

Berat lûgatte; kurtuluş, bir borçtan, cezadan ve sorumluluktan kurtulmak… uzak kalmak, aklanmak, temiz ve suçsuz olmak… ilişkiyi kesmek… rütbe-nişan veya herhangi bir konuda verilen imtiyazı doğrulayan yazılı belge/ferman gibi manalara gelir.

Mesela Osmanlı devlet teşkilatında, önemli vazifelere tayin edilen kimselere verilen ve üzerinde padişahın tuğrasını taşıyan yetki belgesine “berat” denirdi.

Ayrıca yeni yapılan bir şeyin, yeni ortaya konulan bir buluşun ya da bunu kullanma hakkının kime ait olduğunu gösteren ve devlet tarafından verilen belge, yani “patent” de bu isimle anılırdı.

Bir başka ifadeyle “berat“; iki şey arasında ilişki olmaması-kalmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Nitekim mü’minlerin, adı geçen gecede günah yüklerinden kurtulup İlâhî affa/bağışa, rahmete ermeleri umulduğu için bu geceye Berat Gecesi denmiştir.

Berat Gecesi” veya Farsça kullanılan terkibiyle “Leyle-i Berat”, Şaban ayının 15. Gecesine rastlayan ve Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla peygamberliğinin ulaştırıldığı mübarek gece…

Kur’an-ı Kerim’de “berâet” kelimesi iki yerde geçmektedir. [1] Buralarda “berâet“; kurtuluş belgesi, suçsuzluk, garanti, ihtar ve dokunulmazlığı kaldırmak gibi manalar taşımaktadır.

Berat kelimesi dini lisanımızda “berâet-i zimmet/berâet-i asliye” ve bir de “berat gecesi” terkibinde iki ayrı ıstılahta kullanılmıştır.

Berâet-i asliye”, kişinin hukuki ve cezai sorumluluğunun olmaması demektir. Eşyada aslolan ibâha yani helâllilktir, bu da İslâm hukukunda “Berâet-i asliye” umdesi/ilkesi ile ifade edilmiştir. Binaenaleyh kişi, Şâri’in hitabı ve hükmü olmadan yükümlü tutulamaz… Aksine bir delil olmadan borçlu ve suçlu sayılamaz. Mecelle’de 8. Madde olarak yer alan “Berâet-i zimmet asıldır” küllî kaidesi de bunu ifade etmektedir. [2]

***

BERAT GECESİNİN ÖNEMİ VE DİĞER İSİMLERİ

Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu açıklamalara yer verilmiştir:

Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Teâlâ da Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar.

Bu gecenin dört adı vardır:

1. Berat Gecesi,

 

2. Rahmet Gecesi,

 

3. Mübarek Gece,

 

4. Sakk Gecesi (Yani belge ve senet gecesi ki, Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar).

***

YILLIK İLAHİ PROGRAM

 

Bilindiği üzere yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ekonomik-ticari faaliyetler, yıl sonunda, o program esaslarına göre kontrol edilir, gözden geçirilir… Kâr-zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tesbitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak gereken şeklini alır.

Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tesbit işlemleri sayesinde, ekonomik hayatta düzenli-istikrarlı ve sağlam bir gelişmenin-ilerlemenin temini mümkün hale gelir.

Dilerseniz bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bir göz atalım…

Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.

Bu muhasebenin en önemli vakti de üç ayların içindedir… Velâdet, Regâib, Mi’rac, Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.

Tefsirlerde Duhan sûresinin 2, 3 ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Cenab-ı Hak buyuruyor ki:

“Haa miiiim… Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz onu (Kur’anı) mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. Onda (o mübarek gecede), her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir…”[3]

Bir kısım âlimlere göre, ayette geçen bu mübarek gece Kadir Gecesidir.

Ashaptan İkrime bin Ebi Cehil‘in (r.a.) de dahil olduğu bir grup âlim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir.

Her iki tefsiri telif eden/birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu iş Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.

Keza Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesini de âlimlerimiz, şöyle açıklamışlardır:

Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamber Efendimize (s.a.v.) ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.

Kur’ân-ı Kerim, Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v.) peygamberliği süresince, Cibrîl-i Emîn vâsıtasiyle 23 yılda, sebepleri ortaya çıktıkça peyderpey, yavaş-yavaş, sûre-sûre, âyet-âyet tedrîcen indirilmiştir. Buna “tenzîl” denir. Allah Teala, “Muhakkak ki O (Kur’an) âlemlerin Rabb’inin tenzîldir (O’nun indirmesidir)”[4] buyurmuştur.

13 yıl kadar süren Mekke devrinde, daha çok inançla alâkalı mevzûlar, şirkle mücâdele ve ibretli kıssalar ağırlıkta olmak üzere Kur’ân’ın üçte birinden az eksiği inmiştir. Bir de “inzâl” vardır ki, o da Levh-i Mahfûz’dan, semâda meleklerin kıblesi olan Beytü’l-İzze’ye (ki buna, Beytü’l-Ma’mûr da denir) topluca indirilmesidir.

Milâdî 622 yılında Mekke’den Medîne’ye hicret vuku’ bulmuş, şer’î hükümlerle alâkalı âyetler daha çok orada inmiştir. Bir yandan ibâdetler, cihad, âile, mirasla alâkalı hükümler; diğer yandan da cezâ, muhâkeme usûlü, muâmelât ve devletlerarası münâsebetlerle ilgili esaslar burada nâzil olmuştur. Çünkü artık Medîne’de bu hükümleri tatbik edecek bir İslâm Devleti vücuda gelmiştir.

***

BU GECEDE TEFRİK EDİLEN “HİKMETLİ İŞLER”

Mehmed Zihni Efendi merhum bizlere, Şaban’ın 15. Gecesi hakkında şu kıymetli bilgeleri vermektedir:

“O mübarek Berat Gecesi yıllık, Kadir Gecesi de ömürlük günahı yok edicidir. Bu gece ertesi senenin proğramı, hayat, rızık, izzet ve şeref gibi işlerin takdir olunduğu gecedir. Allah Teala o gece hakkında, ‘Her hikmetli işe o gecede hükmedilir’ buyurmuştur. O mübarek gecede Cenab-ı Hak hayrı, iyiliği ve güzelliği yağmur gibi yağdırır. Beş gece vardır ki, onlarda dua geri çevrilmez: Cuma gecesi, Receb’in ilk Cuma gecesi (Velâdet gecesi), Şaban’ın on beşinci gecesi (Berat gecesi), Ramazan Bayramı gecesi, Kurban Bayramı gecesi”.[5]

Evet o gece İlâhi rahmet çağlayanlar gibi coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen bu İlahi ihsan ve ikramlar eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakk’a iletip isteklerini Ondan talep eden, hastalık-bela ve musibetlerden Ona sığınan bir mü’min ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan o rahmet tecellisinden istifade edemeyen, o feyiz ve nurdan mahrum kalan bir insan da elbette ki ne kadar bedbahttır!

***

BU GECENİN BAZI HUSUSİYETLERİ

1. Kıble, bu gecenin gündüzünde değişmiştir.

 

Bilindiği gibi Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke’de iken namazlarını Kudüs’e yönelerek kılardı. Medine’ye hicret ettikten sonra da yine Mescid-i Aksâ’ya doğru dönerek namazlarını edâ ediyordu. Bu sebeple Mescid-i Nebevî inşâ edildiği zaman kıblesi Kudüs’e doğru yapılmıştı. Bu da Yahudileri çok sevindirmişti. Onlar şöyle diyorlardı:

“Muhammed (s.a.v.) bizim kıblemize dönüyor da bizim dinimizi beğenmiyor.”

Halbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. İbrahim’in kıblesine yönelmek istiyor ve Allah Teâlâ’ya bu hususta duâ ediyordu. Hicretin ikinci yılında şâbân ayının onbeşinde bir ziyaret için Benî SelemeCemaatle birlikte mescidde öğle namazının ikinci rek’atini edâ ederken Kıble’nin Kâbe olduğunu beyan eden âyet nâzil oldu. Bu İlâhî vahiy üzerine Rasûlüllah Efendimiz namaz içinde iken Kâbe-i Muazzama tarafına döndü. Cemaat da safları ile birlikte Kâbe’ye doğru yöneldiler. İşte bunun için o mescide, “Mescidü’l-Kıbleteyn: iki kıbleli mescid” adı verildi.

yurduna gitmişti.

2. Her mühim işin bu gecede hikmetli bir şekilde ayrımı ve seçimi yapılır. Yani bütün insanların gelecek seneye kadar rızıkları, ecelleri ve diğer işleri bu gecede yazılır, vazifeli meleklere taksim edilir.[6]

İbn Abbas‘tan (r.anhüma) rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:

Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı-ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik-fakirlik, ölümler-doğumlar… hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kayda geçirilir. Ve…

- Rızıklarla alakalı defterler Mikail aleyhisselâma verilir.

- Harp ve darplerle/savaşlarla ilgili zabıtlar Cebrail aleyhissalama…

- Amellerle alakalı nüsha dünya semasında vazifeli olan İsrafil aleyhisselama verilir.

- Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail aleyhisselâma teslim edilir.

Fahreddin Râzî hazretlerinin (rh.) açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.

3. Berat Gecesi’nde kılınan namazların, okunan Kur’ân’ların… Yapılan tesbih-tahmid ve zikirlerin… Getirilen tevhid ve tekbirlerin… Edilen tevbe ve istiğfarların… Dua-niyaz ve ilticaların fazileti çok büyüktür.

Bu geceye mahsus 100 rek’at namaz vardır. Hak Dîni Kur’ân Dili’nde, Fütühât-ı İlâhiyye Tefsîri’nde, Ruhu’l-Beyan‘da, Sâvî’de, İmam-ı Gazali hazretlerinin İhyâ‘sında ve daha pek çok İslâm âliminin eserlerinde, Berat Gecesinde kılınması tavsiye edilen bu yüz rekât namaz hakkındaki rivayete yer verilmiştir. Her ne kadar bazıları bu namazın sünnette yerinin olmadığını, “bid’at” olduğunu filan söyleseler de, bunlara kulak asmayıp bu namazı ihmal etmemek, mutlaka kılmaya gayret etmek lazımdır.

4. Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

Şâban ayının 15. gecesi olunca o geceyi ibâdetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü rahmet-i ilâhî o gece güneşin batması ile dünya semâsına (rahmetiyle) iner ve Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Bağışlanmak isteyen yok mu, günahlarını bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, rızkını vereyim. Bir derde müptelâ olan yok mu, onu sağlığına kavuşturayım.’ Bu hâl güneş doğuncaya kadar devam eder.” [7]

Hz.Âişe (r.anhâ)anlatır:

“Rasûlüllah (s.a.v.) geceleyin kalkıp namaza durdu; secdeyi o kadar uzattı ki ruhunu teslim ettiğini sandım. O’nu böyle hareketsiz görünce kalkıp baş parmağını hareket ettirdim, sonra geri yerime döndüm. Secdesinde şöyle duâ ettiğini işittim:

 

“Allâh’ım! Azâbından affına sığınırım, gadabından rızâna sığınırım, Sen’den yine Sana sığınırım. Ben Sen’i Sen’in övdüğün gibi övemem.”

Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca,

- “Bu gece hangi gecedir bilyiyor musun?” dedi. Ben,

- ‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir’ deyince,

- “Bu gece Şâban’ın 15. gecesidir. Allah (c.c.), Şâban’ın 15. gecesinde kullarının hâline muttâli olur, bağışlanmak isteyenleri bağışlar, yardım istiyenlere de yardım eder, dertlerinden dolayı afiyet dileyenlere sağlık ve afiyet verir” [8] buyurdu.

5. Peygamberimize (s.a.v.) ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti bu gecede verilmiştir. Rasûlüllah Efendimiz, Şâban’ın 13. gecesinde ümmetine şefaat edebilmek için iltica etmiş, Cenâb-ı Hak duâsını kabul ederek ümmetinin üçte birine şefaat etme salâhiyetini vermiştir. Şâban’ın 14. gecesinde ümmetinin üçte ikisine, 15. gecesinde de ümmetinin tamamına şefaat etme salâhiyeti verilmiştir.[9]

6. Bu gecede umumî af îlan edilir. Allah Teâlâ, Berat Gecesi’nde bütün Müslümanlar’ı affeder. Ancak bu umumî affın dışında kalanlar da vardır. Her ne kadar insan, mahlûkâtın en şereflisi ve Allah’ın yeryüzündeki halifesi/temsilcisi ise de, zaman-zaman dünya ve âhiret dengesini iyi ayarlayamamakta… Sanki gâyesiz yaratılmış gibi hareket edebilmekte… Ve böylece Allah’ın haram kıldığı bazı kötülükleri işleyebilmektedir.

İşte -kısmetse- idrâk edeceğimiz Berat Kandili’nde Mevlâmız, Müslümanlar’ın yapmış olduğu günahları bağışlıyor… Elimizden geldiğince bu mübârek geceyi ihyâ ederek İlâhi affın şumûlüne girmeye çalışmalıyız.

Bu gecede af edilmeyen insanları, Hz.Âişe (r.anhâ) vâlidemizin rivayetinde  Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) şöyle açıklamaktadırlar:

Bir gece Rasûlüllah (s.a.v.) yanıma geldi elbiselerini çıkardı, biraz durduktan sonra tekrar giyindi. Peşine takıldım. Bâki’ kabristanlığında insanların ve şehitlerin affı için duâlar etti. O’na:

- “Anam-babam fedâ olsun. Sen Allah’ın rızâsının peşinde iken ben de dünyanın peşindeyim” diyerek gedi döndüm ve evime geldim. Rasûlüllah (s.a.v.) da ardımdan içeri girdi. Sık-sık soluk alışımın sebebini sordu. Kendilerine olup bitenleri anlattım.

- “Allah ve Resûlü’nün sana haksızlık sana haksızlık edeceğimden mi korkuyorsun? Cebrâil bana geldi ve ‘Bu gece Şâban’ın yarısıdır. Bu gecede Cenâb-ı Hakk, Benî Kelp kabîlesinin koyunlarının tüyleri sayısınca kişiyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece;

 

1) Müşrikleri,

 

2) Kindârları,

 

3) Akrabaları ile alâkasını kesenleri,

 

4) Ana-babalarına isyan edenleri,

 

5) Alkolik olanları, Allah Teâlâ affetmez“ [10] buyurdular.

Bir başka rivayette de, “Allah Teala bu gece bütün Müslümanları mağfiret buyurur; ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”[11] buyrulmuştur.

Diğer bir rivayette ise şöyle buyrulmuştur: “Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.“[12]

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.[13]

Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bilhassa Şaban ayına farklı bir hassasiyet gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi.

***

CEMAATİN ÖNEMİ

 

Berat Gecesinde işlenen güzel amellerin, eda edilen ibadetlerin değeri, başka zamanlarda yapılanlardan kat be kat fazladır. Bu bakımdan geceyi tam bir ihlâs ve uyanıklıkla ihya etmeye gayret göstermeliyiz. Ancak o takdirde bu gecede yaptıklarımızla binlerce yıllık ibadet hayatının sevabına, ecir ve mükâfatına kavuşabiliriz.

Bilirsiniz, tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır. Bunun çaresi tek kelimeyle, “cemaat”! Yani aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil edeceğimiz manevi şirket

İşte bu şirket, bu cemaat bize, hesabından âciz kalacağımız sınırsız bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde, mânevi kârda böyle bir küçülme-azalma olmaz

Çünkü manevi faaliyetler feyizlidir, bereketlidir, nurludur. Onların maddi eşya gibi bölündüğünde-paylaşıldığında küçülmesi-azalması-eksilmesi söz konusu değildir.

***

BERAT GECESİNDE İBADET

Gecenin manevi değeri dolayısıyla ihya için namaz, Kur’ân tilaveti, secde, zikir, tevhid, tahmid, tesbih, tekbir, istiğfar ve dua ile geçirilmesi… Bu gece vesilesiyle, yardım edilmesi gereken kişi ve müesseselere yardımda bulunulması ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem atfedilmesi gerekir ki, müstehaptır.

Bazı mâneviyat büyüklerinin bu gecede şöyle dua ettikleri bildirilmiştir:

Allah’ım! Eğer ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. İsmimi şayet şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini siler yok eder, (dilediğini de) sabit bırakır, Ümmü’l-Kitap (bütün kitapların aslı olan Levh-i Mahfuz) Onun nezdindedir.”[14]

***

Dilerseniz şimdi de gelelim bu geceyi ihya için Allah dostları tarafından tavsiye edilip komprime/derli-toplu hale getirilmiş ibadet listesine

Berat Gecesinde hiç olmazsa bir Tesbih namazı kılınır.

Bu gecede “Hayır namazı” namıyla 100 rek’at bir namaz vardır ki, kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

Namaza şöyle niyet edilir:

“Yâ Rabbî, niyet ettim senin rızâ-i şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhine, feyz-i ilâhine mazhar eyle. Kasvet-i kalbten dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süadâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerif okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır. Her rek’atte 100 İhlâs-ı şerif okumak suretiyle 10 rek’at da kılınabilir.

Namazdan sonra; (Allah Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerifinin ebced hesabına göre adedi olan) 11 şey, (Rasûlüllah Efendimiz’in ismi olan “Tâhâ”nın ebced hesabıyla âdedi olan) 14 kere okunur.

Bunlar;

1. İstiğfar: 14 kere,

2. Salevât-ı şerife: 14 kere,

3. Fâtiha-i şerife (Besmeleyle): 14 kere,

4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,

5. Tevbe sûresinin son 2 âyeti olan “lekad câeküm…” (Besmeleyle): 14 kere,

6. 14 kere “Yâsin, Yâsin…” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerif (Yâsîn-i şerifte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)

7. İhlâs-ı şerif (Besmeleyle): 14 kere,

8. Felak sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

9. Nâs sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azıym”: 14 kere,

11. Salavât-i şerife (Salât-ı Münciye okumak efdaldir): 14 kere okunur. Bundan sonra duâ edilir.[15]

İslâmi idrak ve imanî şuurla ihya etme gayretinde olacağımız Berat Gecesinin topyekün İslâm âlemi için hayırlara, huzur-sükun ve saadetlere vesile olmasını Cenab-ı Rabbi’l-âlemin’den niyaz edelim. Edelim ki Müslümanların bahtı açılsın; zulümler son bulsun, İslâmi hayat ve hizmetlerin önündeki engeller yıkılıp yok olsun. Amin…

 

***

BERAT GECESİNDEN SONRASI…

RAMAZAN HAZIRLIKLARI

Refik Halid’in kaleminden ramazan hazırlıkları:

Berat Kandili geçince evde ramazan hazırlığına başlanırdı; İki hafta süren bu hazırlık esnasında evler, baştan ayağa yıkanır, günlerce tahta gıcırtıları, İstanbul şehrine, sokaklarından kağnılar geçen bir Anadolu kasabası âhengi verirdi.

Ramazandan bir-iki hafta evvel babam, bir sabah ‘evrâd’ını okuduktan ve namazını kılıp zikrini bitirdikten, ‘Sabâh-ı şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola!’ diye duâsını da tamamladıktan sonra –başında keten takke, sırtında nafe kürk, burnunda altın gözlük– köşesine hususi bir ehemmiyetle oturur, evin erkânını nezdine çağırırdı…

Önünde hokka, kalem ve elinde bir defter hazır… İctimâdan maksat, ramazan erzâkını tesbit etmek, yani listesini yapıp Asmaaltı tüccarlarından yağcı İbrahim Bey’e göndermek…”[16]

KAYNAKLAR
[1] Tevbe suresi, 9/1; Kamer suresi 54/43. Ayetlerin mealleri: 1. “Allah ve Rasûlünden kendileriyle andlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir berâet (ihtar)!”, 2. “Şimdi sizin kâfirleriniz onlardan daha mı iyiydiler, yoksa kitaplarda sizin için bir berâet (garanti) mi var?”
[2] Berki, Ali Himmet, Istılah ve Tabirler, s. 32; Pakalın, M.Z., Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, 2, 360.
[3] [3] Duhan suresi, 44/1-4.
[4] Şuara sûresi, 26/192.
[5] Nimet-i İslâm, Kitabü’s-Salât bölümü.
[6] Hak Dîni Kur’ân Dili, 6/4295.
[7] Hafız el-Münziri, Terğîb ve Terhîb, 2, 119.
[8] Hafız el-Münziri, a.g.e., 2, 119.
[9] Tefsîru Âlusî, 25/112.
[10] Hafız el-Münziri, a.g.e., 4, 359; Bkz. İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, 191.
[11] Hafız el-Münziri, a.g.e., 2, 118.
[12] İbni Mace, Sünen, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Sünen, Savm, 38.
[13] Elmalılı, a.g.e., 5, 4295.
[14] Mecmûatü’l-Ahzâb, 1, 597; Ra’d Suresi, 13/39.
[15] Mübarek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye edilen DUA ve İBADETLER, Fazilet Neşriyat, İstanbul, 1983, s. 35-36-37.
[16] Üç Nesil, Üç Hayat, s. 129-130.

Kaynak : Halis Ece – bilgicagi.net

Popularity: 1% [?]

İlmi Mercek Dergisi’nin Temmuz 2010 sayısı

19 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

İlmi Mercek Dergisi’nin Temmuz 2010 sayısı

ed İlmi Mercek Dergisinin  Temmuz 2010   sayısı İlmi Mercek Sayı 73
İlmi Mercek Sayı 73 – Temmuz 2010


PDF Download

Kapak Konusu:
İsviçre’de Darwinist Panik

isvicrede darwinist panik tr İlmi Mercek Dergisinin  Temmuz 2010   sayısı25-26-27 Mayıs 2010 tarihlerinde İsviçre’nin Lozan, Zürih ve Cenevre şehirlerinde, Sayın Adnan Oktar’ı temsilen Dr. Oktar Babuna ve Dr. Cihat Gündoğdu’nun katılımıyla “Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği” konferansları gerçekleştirildi. İsviçre basınında haftalar öncesinden büyük yankı uyandıran konferanslar, Darwinist çevrelerde çok büyük bir panik meydana getirdi. Bu yaşanan panik, Darwinizm’in bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde, güçlü bir yıkım darbesi aldığının en önemli delillerindendir.

Geçtiğimiz Mayıs ayının son haftası İsviçre’nin çeşitli şehirlerinde gerçekleştirilen “Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği” konferanslarına İsviçre’nin tüm büyük gazeteleri geniş yer verdi. İsviçre Devlet televizyonu dahil birçok televizyon kanalı konferanslara katıldı. Haberlerde, Harun Yahya müstear ismini kullanan Sayın Adnan Oktar’ın evrim teorisinin ne kadar büyük bir aldatmaca olduğunu ortaya koyan eserlerine geniş yer verildi.

Aslında bu İsviçre için ilk değildi

İsviçre ilk büyük şoku 2007 yılında Harun Yahya’nın “Yaratılış Atlası” isimli eserinin ülkenin önde gelen siyasetçilerine ve akademisyenlerine gönderilmesi sırasında yaşamıştı. O dönemde İsviçre basınında çıkan haberler yine Darwinistlerin içinde bulundukları çaresizliği açıkça ortaya koyan ifadelerle doluydu. Yaratılış Atlası‘nın tüm dünyada oluşturduğu şoku gözler önüne seren bu haberler, aynı bugün olduğu gibi, Darwinizm’in bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde, güçlü bir yıkım darbesi aldığını ortaya koyuyordu.

Yaratılış gerçeğini ortaya koyan 300 milyon fosil karşısında büyük bir sessizliğe gömülen, tek bir proteinin dahi tesadüfler sonucu ortaya çıkmasının imkansız olduğunu itiraf etmek zorunda kalan ve tek bir ara geçiş formu dahi ortaya koyamamış olan Darwinistlerin yaşadığı bu panik tek bir gerçeği ortaya koymaktadır: Darwinizm artık yenilmiştir VE DARWİNİSİTLERİN BU YENİLGİYİ KABUL ETMEKTEN BAŞKA BİR YOLLARI YOKTUR.

ÇÜNKÜ

Ortaya dökülen evrimci sahtekarlıklar, çarpıtmalar, artık genç zihinlere kazınmış; evrenin ve insanın yaratılışında tesadüflerin yeri olamayacağı gözler önüne serilmiştir. Tesadüflere bel bağlayan evrim teorisinin, akıl, mantık ve sağduyu ile çelişkisi beyinleri fethetmiştir. Darwinist yenilginin artık geri dönüşü yoktur. Bundan sonra alınan hiçbir tedbir, hiçbir yasak, Allah’ın izniyle evrime şüphe ile bakan beyinlere etki edemeyecektir.

Tarihin en büyük bilim sahtekarlığını desteklemiş olmanın utancını yaşayanlar sessizleşmiş, savunma güçlerini, şevklerini kaybetmişlerdir. Sahte bir teoriye ömürlerini harcamış olmanın yıkılmışlığını yaşayan ve son bir gayretle kaybettikleri itibarlarını kurtarmak isteyenler ise, demokrasi, düşünce ve inanç özgürlüğü gibi temel insani hakları umursamaz hale gelmişlerdir. Yaşadıkları paniğin şiddetinden, evrim teorisini sorgulamayı, eleştirmeyi, hatta şüpheyle bakmayı dahi yasaklamaya yeltenmişlerdir. Senelerce sözde bilimsellik kisvesine bürünen Darwinistler, gerçek yüzlerini göstermeye başlamışlar ve evrim teorisine ateizm uğruna, körü körüne bağlı olduklarını göstererek dogmatik düşüncenin örneği olmuşlardır.

Hiç şüphesiz fikirden bu denli korkulması, sadece Allah’ın varlığını, birliğini ispatladığı için “Evrim Aldatmacası ve Yaratılış Gerçeği” konferanslarının ve Yaratılış Atlası‘nın tehlikeli görülmesi ise, bu konferanslardaki ve kitaptaki mesajın doğruluğunu tasdik etmektedir. Bir Kuran ayetinde Yüce Rabbimiz şöyle bildirmektedir:

“Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah‘a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.”
(Enbiya Suresi, 18)

Sayın Adnan Oktar’ın İsviçre’deki Darwinist Panik Hakkındaki Yorumu

ADNAN OKTAR: Demokrat olsunlar. Fikir özgürlüğüne açık olsunlar, gerçeklere açık olsunlar. Hakikati kabul etmeyi bilsinler. Bizim yapacağımız şeylerin daha çok az bir kısmını gördüler. Daha biz yeni başlıyoruz. Daha yeni soluklanıyoruz. Biz daha üç yaşında bir çocuk gibiyiz. Daha dur bakalım. Böyle yıldırım gibi gideceğiz Allah’ın izniyle, yıldırım inşaAllah. Bundan sonra yalan yok, talan yok, oyun da yok. Dünyayı kandırmalarına müsaade etmeyiz. Doğru konuşacaklar, bilimle konuşacaklar. Bilimi gördüklerinde araziye geçiyorlar. Yani tentürdiyot damlatılmış gibi üstlerine, böyle hemen dümdüz oluyorlar. Biz komünistlere demokrasiyi öğreteceğiz. Fikir özgürlüğünü öğreteceğiz, ılımlı olmayı öğreteceğiz, barışçı olmayı öğreteceğiz, bilimle konuşmayı öğreteceğiz, bilime saygıyı öğreteceğiz inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam inşaAllah. Özellikle sizin anlattığınız gibi maddenin gerçeğini anlatınca tam oluyordu inşaAllah. Ona hiçbir şekilde en ufak bir itiraz edemiyorlar. Darwinizm ve materyalizmi yerle bir etmişti. Siz de İsviçre’deki konferansta video konfe- ransla anlatmıştınız. İslam ahlakının hakimiyetini anlattınız hocam. Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığını, Hz. İsa (a.s.)’ın geldiğini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in tarihlerini verdiğini de söylemiştiniz, Kıyamete işaret etmiştiniz hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bak diyorum ki; “İslam ahlakı bu yüzyılda hakim olacak.” Durduk yere söyler miyim ben bunu? Bayağı akılcı bir adamım. Hurafeden nefret eden adamım. Adım gibi eminim inşaAllah. Bir bildiğim var ki söylüyorum. “Hz. İsa (a.s.) gelecek” diyorum, “geldi” diyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. “Hz. Mehdi (a.s.) çıkacak, çıktı” diyorum. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Ben ispat edemeyeceğim bir şeyi söylemem inşaAllah. Yani yalan çıkacak bir sözü söylemem. Bunların hepsini görecekler. Bak Bediüzzaman’ın has talebeleri bugün toplantı yaptılar, tabii. Bir şeyler oluyor. Yarın da Bediüzzaman sergisi başlıyor inşaAllah. Bunlar hepsi, bazısı örtülü, bazısı açık manevi gelişmeler inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Siz konferansta bunları anlattıktan sonra hocam, zaten hissedilir bir şekilde yüz ifadeleri değişmişti bütün salondakilerin. O Altınçağ’ı, Altınçağ’ın çok yakın olduğunu anlattığınızda elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi neden anlatıyoruz? Diyoruz ki; “putu yıktık, putu yerle bir ettik.” “Tamam” diyorlar, “putu devirdiniz, yerine?” “Yerine nur getirdik” diyoruz “Kuran’ı”. O zaman “elhamdülillah” diyorlar. O zaman eksik kalır, putu yıktıktan sonra hakkı söylemek lazım, tabii. (Sayın Adnan Oktar’ın 29 Mayıs 2010 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV röportajından)

Sayın Dr. Oktar Babuna Darwinistlerin İsviçre’deki Paniğini ve Sayın Adnan Oktar’a Gösterilen Teveccühü Anlatıyor

OKTAR BABUNA: İsviçre’nin en büyük gazetelerinde haftalarca, üç dört hafta tek konu sizdiniz hocam. Bütün İsviçre hop oturup hop kalktı. Milyonlarca insan inşaAllah. Biz sadece iki tanesini getirebildik ama her gün bu şekildeydi bütün aldığımız gazeteler. Bin tane panoda… İsviçre’nin en büyük gazeteleri. Sürekli olarak hocam sizden bahsettiler. Adeta yenilgiyi kabul etmişlerdi. Bütün konferanslarda ellerindeki bütün kozları öne sürdüler. Bütün bu CERN’in çalışan en üst düzey bilim adamları sizin video konferansla bağlandığınız tarihi toplantıya da katılmışlardı. Bütün akademisyenler vardı, Darwinist profesörleri vardı, tek bir itiraz gelmedi hocam. Siz bağlandığınızda çok detaylı olarak anlattınız. Bütün salon dinledi, hiç itirazsız dinledi. Biz çıktıktan sonra orada hala böyle sakallı Darwinist profesörler vardı. Aralarında harıl harıl konuşuyorlardı, çıkıp bırakamamışlardı toplantıyı maşaAllah. Sürekli olarak orada hocam. Mesela bir rahip de gelmişti Hıristiyanlardan. Sizi çok seviyorlar.

Orada hem Türklerden hem diğer Müslümanlardan programlarınızı ve kitaplarınızı takip eden çok önemli bir kitle var inşaAllah. Özellikle orada yaşayan Türklerden de söylediler, her gece de seyrediyorlarmış buradaki programlarınızı. Özellikle belirtmemizi söylediler. Şu anda maşaAllah Allah sizi vesile etmiş, bütün dünyayı kaplamış durumdasınız. O çok net bir şekilde belli oluyor hocam, ezici bir şekilde maşaAllah. Siz konferansa bağlandıktan sonra, bu bir saatlik tarihi konuşmanızla maşaAllah, Allah razı olsun, bütün salon tam teslim olmuştu. Bir kişi böyle biraz kıpırdar gibi oldu, bir şey söylemeye çalıştı. Çok dikkat çekici bir şekilde orta yaşlı birisi vardı, oturarak dinliyordu. Uzun süre dinledi sizi başını sallayarak. Ayağa kalkarak bütün salona döndü, “kesin” diye böyle bir hareket yaptı ve bir daha hiçbir itiraz olmadı.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Demek ki Hz. Hızır (a.s.) da oradaydı inşaAllah. Veyahut onun taifesi inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 29 Mayıs 2010 tarihinde canlı olarak yayınlanan Kocaeli TV röportajından)

Bilim Yerine Holiganlık Darwinistlerin Yegane Yöntemidir

Darwinistler bilimden korkarlar. Bilimin getirdiği gerçeklerin anlaşılmasından, bilinmesinden, dünyaya yayılmasından dehşete kapılırlar. Bunun nedeni, bilimsel her şeyin evrim teorisini yerin dibine geçirmiş ve geçersiz kılmış olmasıdır.

İşte bu sebeple Darwinistler, hiçbir zaman hiç kimseye BİLİM İLE BİR CEVAP VEREMEMEKTEDİRLER.

Bilimsel delile verdikleri cevap yalnızca SALDIRGANLIKTIR.

Bilimsel kanıtların sunulduğu evrim karşıtı konferanslara, delillerle değil yalnızca PANKARTLAR VE EYLEMLERLE KARŞI KOYARLAR.

Bilimsel delillerin –gerçek fosillerin– sergilendiği sergileri KAPATTIRMAYA KALKIŞIRLAR.

Bilimsel delil sunan kitapları YAKMAYA KALKARLAR.

Bilimsel delilleri okullarda okutmaya çalışanları MAHKEMEYE VERİRLER.

Yaratılış savunucularının deliller getirerek karşılıklı tartışma davetlerini dehşet ve korku içinde geri çevirir, asla kendileri böyle bir talepte bulunamazlar.

Darwinistler, bilimsel delile bilim ile karşılık vermek yerine ZORBALIKLA, SALDIRGANLIKLA, KABA KUVVETLE VE BAĞIRIŞ ÇAĞIRIŞLA cevap verirler. Çünkü ELLERİNDE BİLİMSEL DELİL YOKTUR ve ayakta kalabilmek için bildikleri tek yöntem de budur.

Ellerine geçen her fırsatta demokrasi, hak, özgürlük, düşünce hürriyeti gibi kavramların ardına sığınan Darwinistler, iddialarının geçersizliği ispatlandığında bir anda bağnaz ve saldırgan hale gelirler. Devamlı ardına sığındıkları düşünce özgürlüğü, söz hakkı, demokrasi, fikir hürriyeti gibi kavramları bir anda yok sayarlar. Sürekli olarak kendilerinin düşünce özgürlüğünü savunan, demokratik, aydın düşünceli insanlar olduklarını iddia eder, fakat Yaratılış gerçeğini kanıtlayan deliller ortaya konulduğunda hemen tahammülsüzleşir hatta saldırganlaşırlar. Aslında iddiaları konusunda EN SABİT FİKİRLİ, EN FANATİK, EN BAĞNAZ VE EN SAPLANTILI OLANLAR DARWİNİSTLERİN KENDİLERİDİR. Çünkü Darwinizm, bilimin getirdiği bir sonuç değil, aksine BİLİMİN YALANLADIĞI SAHTE VE SAPKIN BİR İNANÇTIR. Sadece ideolojiye ve batıl bir inanç sistemine dayandığı için ancak HOLİGAN YÖNTEMLERİYLE AYAKTA TUTULMAYA ÇALIŞILMAKTADIR.

Darwinizm uzun yıllardır, Darwinist diktatörlüğün himayesi altında, bu zorbaca politika ile insanları sindirmektedir. Bugün Darwinizm dünya çapında devlet kurumlarına hakimse, bunun tek sebebi söz konusu ZORBACA VE SALDIRGAN SİNDİRME POLİTİKASIDIR.

Eğer bir Darwinist, bilimsel bir konferansa elinde delille değil de pankartlarla geliyor, bağırtı çağırtı ile bilimsel açıklamaları susturmaya çalışıyor, evrim karşıtlarına saldırıp onları sindireceğini zannediyor, bilimsel bir konferanstan polis gözetiminde uzaklaştırılıyorsa, bunlar Darwinizm’in gerçek yüzünün görülmesi için yeterlidir. Darwinizm’in yıkım haberi, Darwinistler arasında olağanüstü bir panik başlatmıştır. Artık hiçbir zorbaca hareket, Darwinistlerin sahte dinini ayakta tutamayacaktır. Bu Allah’ın adetullahıdır. Her şeyden haberdar olan Rabbimiz, bir ayetinde iman edenlerin her zaman üstün geleceğini şöyle bildirmektedir:

“Allah, yazmıştır: “Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.”
(Mücadele Suresi, 21)

resimaltı:

9: Darwinist bilim adamları, Darwin’den beri insanları kandırmaktadırlar. “Bilim adamı doğru söyler, söylediği tartışılmaz” yanılgısına dayanan bu sistem insanları bir yalana inanmaya, hatta tüm hayatlarını bu yalana göre yaşamaya yöneltmiştir. Öyle büyük çaplı bir oyun oynanmıştır ki, bilimsel gerçekler insanlardan gizlenmiş, onun yerine yalan ve sahte olan kullanılmış, elde edilen veriler çarpıtılarak evrim yalanına uyarlanmaya çalışılmıştır. Eğer veriler evrim yalanına uymuyorsa ya saklanmış ya da yok edilmiştir. İnsanlar yıllar boyunca açıkça ve zalimce aldatılmış, Darwinist bilim adamlarından edindikleri bilgilerin gerçek olduğunu zannetmişlerdir.



Popularity: 1% [?]

Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri'nin, Adnan Oktar Hakkındaki Sohbeti

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.