Bu zamanda iman hakikatlerinin birinci maksat, birinci vazife, asıl amaç olması gerekir. Bunun dışındaki şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalır. Risale-i Nur’la onlara hizmet etmek en birinci görev, merak konusu ve asıl amaç olmalıdır… RİSALE-İ NUR ÇERÇEVESİ DIŞINDA BULUNAN ALİMLER BELKİ DE VELİLER BU SİYASİ VE TOPLUMSAL HAYATIN BAĞLARI SEBEBİYLE İMAN HAKİKATLERİNİN ÖNEMİNİ İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ DERECEDE BIRAKIP, O AKIMLARIN ETKİSİNE MARUZ KALARAK, KENDİ İLE AYNI FİKRİ PAYLAŞAN MÜNAFIKLARI BİLE SEVER HALE GELDİ… HEM RİSALE-İ NUR’UN GERÇEK TALEBELERİ ÖLÜMSÜZ ELMASLAR SEVİYESİNDE OLAN İMAN HAKİKATLERİNİ ANLATMA VAZİFESİ İÇİNDE İKEN ZALİMLERİN SATRANÇ OYUNLARINA BENZER KONULARLA İLGİLENEREK ONLARIN KUTSAL VAZİFELERİNİ SEKTEYE UĞRATMAMAK VE ANLAYIŞLARINI KARIŞTIRMAMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
Kastamonu Lahikası, s. 84-85







ADNAN OKTAR: Küfürde de çok detaylı bütün ahlaksızlıkları tek tek saydırılıyor. Mesela yalan söylemiş. Fakat kandırdığını zannediyor. “Burada yalan söyledin değil mi?’’ diyorlar. “Hayır” diyor. Sonra ağzı diyor ki, “evet yalan söyledin’’ diyor. Ağzını tutamıyor. Ağzına sinirleniyor. “Buna ne oluyor böyle konuşuyor?’’ diyor. Mesela cildi, eliyle bir kötülük yapmış. “Ben böyle bir şey yapmadım’’ diyor. Orada da sahtekarlıkları devam ediyor, delilikleri devam ediyor. Eli diyor ki, “yok ben yaptım” diyor. Konuşuyor eli. Kontrol edemiyor vücudunu. Yani vücudu kendine isyan ediyor. Vücuduna daha önce çok düşkündü ya o insan. O tip insanlar vücudu için yaşar. Nefsi için yaşar. Nefsi orada başına bela oluyor. Allah onu belaya çeviriyor. Mesela gözünü kontrol edemiyor, ağzını kontrol edemiyor, elini kontrol edemiyor. Hepsi aleyhine konuşuyorlar. Hepsini kabul etmek zorunda kalıyor. Zaten bir kısmını Allah sorgulamaya da gerek duymuyor. “O gün onlar için sorgu yok’’ diyor. Yani doğrudan cehenneme koyuyor bazı psikopatları. Yani ahlaksızlık yapacak, aynı şeyi yapacak. Fakat ibret olması için tek tek Allah söyletiyor.
Cehennemin kenarına herkes gelecek. Cehennemi görmeyen yok. “Cehennem azabından koru Ya Rabbi” denecek. Çünkü cehennemin kenarına çok neşeli geliyor Müslümanlar. Mesela önünde bir ışık, sağında bir ışıkla geliyor. Yanında mihmandarı, koruyucusu var. Ona yol gösteriyor. Sürekli iltifat ediliyor, sürekli saygı gösteriliyor. “o gün onlar hiç acı çekmezler’’ diyor Allah. Hiç rahatsız olmazlar. “Sıkıntı da, içlerinde bir korku da olmaz’’ diyor. Yani son derece mutlu ve neşeli. Zaten yüzlerindeki parıltıdan anlaşılıyor. Bayağı neşeliler ve çok ümitvarlar cennete gitmek için. Çünkü belli, önünde ışık var, sağında ışık var. Bu cennet alameti. Sağ tarafına elinden verilmiş o bilgi. Kristal gibi olan şey. Her yerden belli cennete gideceği ama daha söylenmemiş cennete gireceği. Ümitvar. Orada “cennet ehli kalksın’’ diyor Cenab-ı Allah. “onlar geçsinler’’ diyor. Cehennem ehli orada bırakılıyor, cehennem arazisinde. Orada onlar ondan sonra sürüklenerek, aşağılanarak alınıp götürülüyor cehenneme. Ama tabii bizim aklımıza gelen, toprak bir arazi gibi geliyor, kül gibi geliyor.






Sayın Adnan Oktar’ın A9 TV’deki canlı sohbeti (6 Mart 2012; 22:00)